Alak Suresi -2.Bölüm

2010-09-29 19:17:00

  8. Dönüş gerçekten rabbinedir.           “Bu dünya hayatından başka bir hayat yok; ölürüz ve yaşarız” (45/24)  diyen cahiliye inancı, karamsarlık (zulumat) içinde sadece bu dünya hayatı üzerine kuruludur. Buna rağmen onlar, sona ermeyecek bir hayat (hulud) düşüncesine sahiptirler ve buna ulaşma çabasındadırlar. Ancak, sonsuzluk kavramı yine bu dünya hayatıyla ve onun mal – sermaya yığılmasından oluşan tükenmeyecek zenginliğiyle ilgilidir. Kur’an, olaya çok açık bir şekilde değinir:   - Yazıklar olsun diliyle çekiştirip duran kişiye ki, malı toplar ve onu tekrar sayar. Malının kendisini ölümsüz kılacağını sanır (104/1-3).   Cahiliyyenin gelecek bir hayat için hiçbir şeye inanmamasına karşı, Rasulün getirdiği ilahi mesaj, tam anlamıyla “ölümden sonra diriliş” akidesi üzerine kuruludur:   - 8/67 Geçici dünya malını istiyorsunuz. Halbuki Allah (sizin için) ahreti istiyor - 34/7 İnkâr edenler dediler ki: "Siz darmadağın olup dağıldığınızda, gerçekten sizin yeni bir yaratılışta bulunacağınızı size haber veren bir adamı gösterelim mi size?" - 84/13-14 Çünkü o, (dünyada) kendi yakınları arasında sevinçliydi. Doğrusu o, (Rabbine) bir daha dönmeyeceğini sanmıştı. - 102/8 Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz.   Hüküm gününde Rabbine döneceğini bilerek, “Allah korkusu” insanın tüm benliğini sarmalı ve eylemlerini belirlemelidir, işte bu konumda “taqva” anahtar kelimedir. Sure, “taqva” (Allah korkusu) kavramının oluşum sürecini anlatmaya başlıyor:   9-12. Gö... Devamı

Alak Suresi -1.Bölüm

2010-09-29 19:00:00

  İlahi vahyin ilk sözü 'iqra' emridir. Kelimenin kökü Q-R-E; okumak, iletmek, tebliğ etmek, kamuoyuna açıktan duyurmak, taşımak anlamınadır. Bir başkasına selamının götürülmesini isteyen kişi, bu iş için görevlendirdiği elçiye "إقرا سلامي على فلان " (filan kişiye selamımı oku) emrini verir. Kelime bu cümlede, tebliğ et (belliğ) anlamına sahiptir. Kelimenin 'Qaraet en-nâqatu' (deve okudu) şeklindeki kullanımı, deve taşıdı, yüklendi (hamele) anlamına geliyor. Kavram, bir mesajın götürülmesini ve açıkça muhataplara tebliğini içerdiği gibi, bunları gerçekleştirecek bir elçiyi de gerekli kılar. Bu kavramsal yapı, ilk andan itibaren Muhammed el-Emin'in (s) bir tebliğci olarak elçilik görevini (risalet) ortaya çıkarıyor. Bunun hemen ardından Muhammed el-Emin'e (s) elçilik görev ve yetkisini kimin verdiği, bu görevi yerine getirirken gerekli olan gücü kimin sağlayacağı sorusu doğal olarak gelecektir. İnen ilk ayetin kapsamı bu doğrultudadır. 1. Oku!... Rabbinin adına...1 Resule elçilik görev ve yetkisini veren; bu görev için gerekli gücü sağlayan Rabbidir. Böyle bir olay ilk defa yaşanıyor değildir. Daha önceleri Allah'ın hüküm, ilim (21/79) ve mülk (2/102) verdiği Süleyman peygamberin, kendisine ulaşan mesajını Melike şöyle değerlendirir. "Ey ileri gelenler! Bana şerefli bir yazı (kitabun kerim) bırakıldı. O, Süleyman'dan ve Rahman ve Rahim Allah adına; "Bana karşı büyüklenmeyin ve bana teslim olarak gelin" (27/29-31). Mesaj, Süleyman peygambere, sahip olduğu yetki ve gücü Allah'ın verdiğini hatırlatıyor. Peygamber yaptıklarını gelişigüzel değil, Allah'ın buyrukları doğrultusunda, Allah'ın verdiği g&uu... Devamı

Fatiha Suresi - Mehmet Ali Baltaşı

2010-07-13 15:45:00

Fatiha Suresi Rahman – Rahim Allah’ın adıyla Giriş Fatiha Suresi, Kur’an tertibinde, birinci sure olarak yer almaktadır. Kuşkusuz bunun bazı nedenleri vardır. Bu nedenler arasında Fatiha’nın; bütün olarak indirilen ilk sure olduğu yolundaki rivayetlerin ya da mü’minlerce her namazda okunmasının payı varsa da, kanımızca Fatiha’yı önemli kılan asıl neden onun içeriğidir. Bu sure, mü’min bir kişi için temel ilkeleri en açık ve kesin bir biçimde ortaya koymaktadır. İman eden kişi, Fatiha ile birlikte, İslam öncesi ya da İslam dışı tüm dünya ile ilişkisini kesmekte; yepyeni bir dünyaya, yeni bir ilişkiler ağına girmektedir. Fatiha, Kur’an’ın bütününde sunulan mesajın özüdür. “Fatiha”, açan anlamına gelmektedir. Ortada “vahy” olayı sözkonusu olduğuna göre; Fatiha, vahye açılan kapıdır. Vahyin tümünün anlaşılabilmesi için bu surenin çok iyi kavranması gerekir. Sureyi, kolaylık sağlaması açısından üç bölüme ayırarak inceleyebiliriz:   I. Tevhid İnancı’nın işlendiği ilk üç ayet:   Rahman – Rahim Allah’ın adıyla Hamd; Alemlerin Rabbi, Rahman – Rahim, Din Gününün Maliki Allah’adır.   II. Tevhid İnancı’nın Uygulanması’nın işlendiği iki ayet:   Yalnız Sana kulluk ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz.   III. “Tarih Boyu Tevhid Mücadelesi’nin işlendiği son iki ayet:   Bizi doğru yola ulaştır; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazab edilenlerin ve sapıtanların yoluna değil.   Kur’an’ı Kerim’i öğrenmek isteyenlerin şu noktayı hiçbir zaman gözden uzak tutmamaları gerekir: Kur&rsq... Devamı

Ve işte bir Cengiz Songür geçti dünyadan...

2010-06-30 14:10:00

Ve işte bir Cengiz Songür geçti dünyadan... Devamı

Örnek ve Rehber Peygamberlik

2010-05-23 10:04:00

Örnek ve Rehber Peygamberlik Tarihten ve tarihi şahsiyetlerden ibret almak, yapılan yanlışların tekrarlanmaması açısından önemlidir. Yapılan yanlışların ve yanlış yapanların kınanması, o yanlışların bir daha yapılmaması için gösterilen gayret ile anlam kazanır. Geçmiş zalimlerin kınanması, günümüzde de aynı zulmü işleyenlere sessiz kalmamayı gerektirir. Aynı şekilde örnek şahsiyetlerin ortaya koyduğu doğru davranışları da takdir etmek, günümüzde de aynı davranışları ortaya koyma çaba ve gayreti içinde olmayı gerektirir. Kur’an’ın tarihi olay olarak aktardığı kıssalara baktığımızda, Yusuf (as) kıssası gibi istisnai anlatımlar bulunmakla birlikte genellikle ayrıntı zikredilmemektedir. Anlatılan kıssalarda, konunun özü, verilmek istenen hisse, ön plana çıkarılmakta, lüzumsuz ayrıntılardan kaçınılmaktadır. Nuh (as)’ın kınayıcıların kınamasına aldırmadan dağ başında inşa ettiği gemi anlatılırken, aldığı vazifeyi ne pahasına olursa olsun yerine getirmenin önemi vurgulanmaktadır. Bu anlamda gerek takdir edilen, gerekse telin edilen kişilerin davranışları ön plana çıkartılmakta, lüzumsuz ayrıntılar ile özün kaybolmasına izin verilmemektedir. Nuh’un gemisinin kaç kat olduğu, renginin ne olduğu, gemiye alınan hayvanların cinsi ve türü anlatılmamaktadır. Bu açıdan Peygamberi örnek almamızı bize öğütleyen Kuran ayetini de doğru okumak, pratik anlamda uyulacak bir kişilik örneğini ön plana çıkartmak durumundayız. Tarihte örnek şahsiyet diye belirtilip isimlendirilen nice şahsiyetler vardır. Bu şahsiyetlerin hayatları dikkatle incelendiğinde, artı değer diye ifadelendirilen, insani vasıfların bu kişilerde doruğa çıktığı görülür. Kimileri fedakar, şecaat sahibi, kimileri iyilik sever, adil, cömert v... Devamı

Bir düğün ve Rabbe yakarış...

2010-05-06 21:18:00

Yarabbi... Bizleri yoktan var eden, Var edişinle bize anlam verensin, Bizi ilk yarattığın öze döndür, Döndür ki Esfel-i Safilin’den Ahsen-i Takvim’e geçelim, Bize ilham ettiğin fucuru Yine ilham ettiğin takvaya çevir Çevir ki benliğimizi saran Bencilliği terk edelim Benliğimizi senin yolunda bulalım Ey göklerin ve yerin ve arasındakilerin Rabbi Taşıyamama korkusundan dağları paramparça eden emaneti Zayıf omuzlarımızla taşımaya yeltendik, O yük ki bizi yüceltecek yük Taşınması gereken asıl yük Bize lüzumsuz yüklerimizi terk etme bilinci ver Ver ki sadece senin yükün ile şereflenelim Ya Rabbim, biliyoruz dönüş sanadır, Ve sana dönen iyilerin yanında Gazabını hak etmişlerde var Bizi o gazabından emin olanlardan kıl Yanına aldığın nice kötülerden sonra Gönderdiğin pırıl pırıl bebelerle Yeryüzünü rahmetinle yıkayansın Bize o gönderdiğin emanetleri Kirletmeden büyütmeyi nasip et Biliyoruz her şeyimiz senin için Doğduğumuz ve öleceğimiz günde Ve bu iki an arasında yaşayacağımız her anda Sadece senin yolunun yoldaşı olmamızı sağla Yaratılışımızda ki asıl gayeyi unutmadık Sadece sana kulluk etmeyi şiar edindik Bizi kendine kul etmek isteyenlere fırsat verme Sadece sana kul olarak ölmeyi bize nasip et Bize kulluk yolunda yolumuza yoldaş olacak Salih kişiler ile yolculuk yapmayı nasip eyle Yalnızlık sana mahsus Bize can yoldaşı olacak eşlerimizi de Senin yolunun yolcusu kıl Öylesi eşler ile evlilik yapmamıza Seçimimizi sadece senin rızan için yapmamıza Yardım et... Kendince güzel olanı, bize de güzel göster Biliyoruz asıl güzellik sendedir Ve yine asıl güzellik senin katındadır Bizi geçici dünya zevklerinden azade kıl ... Devamı

HER ŞEY SENDE GİZLİ...

2010-05-05 16:38:00

HER ŞEY SENDE GİZLİ Yerin seni çektiği kadar ağırsın, Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın, Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kâr sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun. Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın. Bir gün yalan söyleyeceksen eğer; Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret, Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın. Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın, Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak, Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir, Kuşlar ötebildiği kadar sevimli, Bebek ağladığı kadar bebektir. Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren, CAN YÜCEL   ... Devamı

Gören göz, işiten kulak, yürüyen ayak, tutan el....

2010-04-25 10:09:00

  Ayakları doğuştan felçli bir ayakkabı tamircisi... “Nasılsın usta?” El cevap “Nasıl olayım?” .....     Ve yine ayakları doğuştan felçli iki kardeş... Aynı evde, belki aynı oda da birlikte büyümüşler. Büyük olan daha mütevekkil... “Alnımızın yazısı, böyle takdir etmiş yaradan” diyor.. Evin tek sağlam ve en küçükleri olan, mütevekkil olan ağabeyinin namazlarını hiç aksatmadan kıldığını söylüyor. Öteki ise hırçın, kabullenemiyor o halini. Kime denk gelirse boşaltıyor kinini. “Ben neden böyleyim?”     Bir kör... O da doğuştan. İyi öğretmiş öğreten. Tesellisi şu. Ya gözlerim görseydi. Bir sürü harama değecekti gözlerim. Ne kadar teselli ediyor bu sözü kendisini onu bilmem ama “dile benden ne dilersen” diyen bir aksakallı çıksaydı karşısına, üç dilekse bulunacağı hepsinde de görmeyi dileyeceği aşikar.     Yine doğuştan iki ayağı topuktan ibaret olan, iki elinin birinde tek, diğerinde iki parmak olan bir bayan. Üç parmağıyla tutunduğu hayata, değme on parmaklılara taş çıkartacak marifetle tutunmuş. Bir bacağını kaybetmiş bir adamla birlikte tutunmaya devam etmişler hayata da... Tek üzüntüsü kızının kendisinden utanması....     Körler, dilsizler, topallar, deliler vs... İster engelli denilsin, ister özürlü isterse sakat... Niye oranı yüzde bir bile olmayan bu insancıklar diğerleri gibi sapasağlam tutunamamışlar hayata da, böyleler...     Rabbimin neyi niçin dilediğine karışmaya, ne haddimiz var ne de buna cüret edebiliriz. Ama bu eksiklikleri tamamlamak için var değil miyiz, var edilmemiş miyiz? Bizi, bizim açımız ilgi... Devamı

Necm/24 Yoksa insan, her arzu ettiğine sâhip mi olacak? (Öyle mi

2009-12-12 19:05:00

Necm/24 Yoksa insan, her arzu ettiğine sâhip mi olacak? (Öyle mi sanıyor?) Her insan doğduğu anda kendisini, tercih edip-belirlemediği bir dünya içinde bulur. Ne ana babasını seçme, ne de içinde bulunduğu ortam veya sınıfı tayin etme imkânına sahiptir. Toplumun en üst kesimindeki birisinin çocuğu, en alt kesimdeki birisinin çocuğu için de geçerlidir bu sözünü ettiğimiz şey. Şefkatli bir ana baba, gaddar bir ana baba, babasız bir ana, ya da anasız bir baba kucağında bulduğu gibi, her ikisinden yoksun bir durumda bir başkalarının elinde de bulabilir insan kendisini. Belli bir yaşa kadar çoğunlukla içinde yetiştiği kabuğu benimseyen insanoğlu, daha sonra kabuğunu beğenmez hale gelir. Kendisine göre daha iyi imkânlarla donanmış diğer hemcinslerini görmeye başladığında istek ve arzuları daha iyi ve daha güzelin kendisinin olması yönünde gelişir. Gençlik yıllarında evleneceği eşinin en iyilerden olmasını temenni eder. Mahallenin en güzeli gönlünün tahtına kuruludur, ya da en yakışıklısı. Gel gör ki bu istek ve arzusunu gerçekleştiren insanların oranı bir hayli düşüktür. Mükemmeli arama çabası bulduğuyla idare etmeye dönüşmezse sonuç kendisi için hüsrandır. Sonra evlilik sonrası temenniler başlar. İyi bir ev, iyi bir iş ve sıkıntısız sürecek bir hayat. Burada da işler umduğu gibi gelişmez. Umduğunu bulamamanın ve yetinmenin eşiğinde buluverir insan kendisini. Ya ömür boyu düşük bir ücretle darlık içinde evini geçindirmenin çabasını sürdürür. Ya da iyi kötü evinin geçimini rahatlıkla sürdürebilecek olanlar da, işinin devamlılığını sağlamada sıkıntı yaşar ve hiç olmadık sebeplerle elindeki ve avucundakini yitiriverir. ... Devamı

Kur'an'ın Gölgesinde.../Seyyid Kutub

2009-10-21 17:54:00

<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610611985 1107304683 0 0 159 0;} @font-face {font-family:"Comic Sans MS"; panose-1:3 15 7 2 3 3 2 2 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:script; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin:0in; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman","serif"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p {mso-style-unhide:no; mso-margin-top-alt:auto; margin-right:0in; mso-margin-bottom-alt:auto; margin-left:0in; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman","serif"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} span.font5 {mso-style-name:font5; mso-style-unhide:no;} span.font3 {mso-style-name:font3; mso-style-unhide:no;} span.font0 {mso-style-name:font0; mso-style-unhide:no;} span.font2 {mso-style-name:font2; mso-style-unhide:no;} span.font13 {mso-style-name:font13; mso-style-unhide:no;} span.font11 {mso-style-name:font11; mso-style-unhide:no;} span.font14 {mso-style-name:font14; mso-style-unhide:no;} span.font12 {mso-style-name:font12; mso-style-unhide:no;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:10.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; mso-bidi-font-size:10.0pt;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} --> Bismillâhirrahmanirrahim Kur'an'ın gölgesi altında yaşamak bir nimettir. Sadece o... Devamı

HZ. PEYGAMBER’İN ÜMMETİNE BIRAKTIĞI REHBER NE İDİ?

2009-09-15 09:47:00

HZ. PEYGAMBER’İN ÜMMETİNE BIRAKTIĞI REHBER NE İDİ?1.  GİRİŞHz. Peygamber, vefatından sonra ümmetine rehberlik edici nitelikte hangi kaynak veya kaynakları vasiyet etmişti?Bu konuda sünnî hadis kitaplarına dayanılarak üç ayrı görüş ileri sürülmüştür.1. Resûlullah (s), Kur’ân’a ve kendi “sünneti”ne uyulmasını vasiyet etmiştir;2.Resûlullah (s), Kur’ân’a ve “ehli beyti”ne uyulmasını vasiyet etmiştir;3.Resûlullah (s), sadece Kur’ân’a uyulmasını vasiyet etmiştir.Bunlardan birincisi, geçmişte ve günümüzde “hadis”e ağırlık veren sünnî müslümanların yaygın görüşüdür. İkincisi, Şii (Ca’ferî) müslümanların görüşüdür.  Üçüncüsü; Ömer ve Aişe’nin –radiyallahu anhum- öncülüğünü yaptıkları ve daha çok kelamcı ekol tarafından benimsenen bir görüştür.2.  GÖRÜŞLERİN DAYANAKLARIBirinci Görüş:Resûlullah (s) Kur’ân’a ve kendi “sünneti”ne uyulmasını vasiyet etmiştir.Bu görüşü benimseyenler; İmam Mâlik’in (ö.179) Muvattâ’ındaki (Kitab:46,H:3):“Size iki iş bıraktım ki, onlara (o ikisine) sarıldığınız sürece hiçbir zaman sapıtmazsınız: Allahın Kitabı ve Nebi’sinin sünneti...”meâlindeki rivayet ile İbn İshâk’ın (ö.151) es-Sire’sindeki (c.4.s 604):“Size bir şey bıraktım ki ona sarıldığınız sürece hiçbir zaman sapıtmazsınız: Allah’ın Kitabı ve Nebi’sinin sünneti...”şeklindeki rivayeti esas almışlardır. (İslam Tarihi, M.Asım Köksal, İstanbul, 180, c.11 s.185 v.d; es-Sünne ve Mekanetuha fi Teşr... Devamı

Kur'ân ve Sünnet Üzerine

2009-09-08 11:13:00

Kur’ân ve Sünnet üzerine - Hikmet Zeyveli1.Hangi SünnetGerek Kur’ân’da ve gerekse Kur’ân-dışı rivayetlerde Sünnet kelimesinin ıstılahlaştırılmış (terimleşmiş) bir anlamda kullanıldığına rastlamıyoruz.Bu Kaynaklarda Sünnet kelimesi; genellikle, ya tamlama şeklinde (Allahın Sünneti, Peygamber’in Sünneti, Ömer’in Sünneti, öncekilerin Sünneti, cahiliye Sünneti... gibi); ya da bir sıfatla beraber (adil bir Sünnet, güzel bir Sünnet, kötü bir Sünnet...gibi) kullanılmaktadır. Çok nadir olarak da yalın halde kullanılmakta ise de bu, günümüzde kendisine yüklenen ıstılah (terim) manasından çok uzak bir anlamdadır. (Cari örf, uygulama veya teamül anlamında.)Bu genel kullanımlarına paralel olarak Sunneh ‘sunneh’ veya çoğulu ‘sunen’ ya da fiili ‘senne’ kelimelerinin ifade ettikleri anlamlar da çok farklılık arzeder.Sadece birkaç örnek verelim:a.Teamül: “Hükümdarların birbirine gönderdikleri) elçilerin öldürülmeyeceği yolunda bir Sünnet (teamül) cari idi.” (Musned, 1/391,396)b.Çığır: “Çünkü o (Kabil), adam öldürmeyi Sünnet yapan ilk kişiydi.” (Buhari,64:10,28)c.Hüküm, hukuk: “Onlara (Mecusilere) Ehl-i Kitabın Sünnetini (hukukunu) uygulayınız. (Buhari, 96:15)d.Teşri: “Resulullah (s) sefer namazını iki rekat olarak ‘Sünnet kıldı’ (sene)” (Musned, 1/241; İbn Mace, 5:124)Kelimenin menfi kullanımlarından vazgeçip müspet anlamlarıyla ’sünne’i ele alırsak, ve bu takdirde söz konusu olabilecek ‘Allah’ın Sünneti’, ‘Peygamberin Sünneti’,  ‘Müslümanların Sünneti’.. gibi tamlamalar... Devamı

SREBRENİTSA'yı unutmadık...

2009-07-11 14:14:00

SREBRENİTSA'yı unutmadık...EY'in şairi Sıtkı Caney'den...7. aşka yalnayak koşanlaraey bütün zamanların en yalnayak koşusuey bütün zambakların kalbine akan kanlartutku bir uçurum dünya bir pusuey srebrenitsa’da gökyüzüne çıkanlaraşk hep yalnayakyürek isyanda yürek sımsıcakey uzakların acıya kanat çırpan kuşlarıey yanık ülkem ey kalbim ey zambakey sonsuzun yalnayak çıkılan yokuşlarışimdi bütün melekler yeniden ağlayacakey bütün zamanların çıldırtan gözyaşlarışimdi bir tek damlanla tufandır yüreğimizşimdi kıyamşimdi aşkşimdi secdedeyizkorku hep geceumut hep şafaksarılsam ağlasam zambaklara deliceaşk kadar yakıcı aşk kadar boşnakşehitler binlercedua dua isyan ve sağnak sağnakhilalin sureti düşüyor suyadavran ey ebuzeran Allah sığınakişte yeşil sancak işte aliyaey aşka hep yalnayak koşanların ülkesiey gariplerin özlem acısındaki bosnaher yanda rahmet rahmet şehitlerin gölgesigökte yıldız yıldız esmaülhüsnaey aşkın yemyeşil vadisi ey güzel bosnaey drina ey sava ey neretva ey unaaksın artık yeniden aşka ırmaklarımızaksın Allah’ı andıkça göz yaşlarımızçünkü biz ağladıkça bütün ırmaklar akarışık saçar şehitler yeni bir temmuz olurçocukların kalbinde yeni zambaklar açardualar ta yürekten dualar sonsuz olurakar neretva drina akarakar sava ve una akarsenin için bu akın ey rabbimsenin için bu akıncılarartık bir yanımız zambaktır bir yanımız kanartık her yanımız can içinde cankahreyle zalimleri ey rabbim ve bizi aşk ile haşreyle“cehennem açıldığı zamancennet yaklaştırıldığı zaman”Sıtkı CANEYhttp://scaney.com/default.asp?pg=50... Devamı

Kınasın Dünya...

2009-07-01 14:38:00

KINASIN DÜNYAkınasın dünya..kınasın dünya halkları..barış,uzlaşma formülleri arasın insanlar..hümanizm çığlıkları atsın,bir yerlerde entel ....lar.yeni dünya düzenleri planlasın emperyalistler.geyik muhabbetiyle geçirsin ömrünü aydınlar.kılı kırk yarsın bakalım hukukçular.desinler ne diyeceklerse..A yı,B yi öğretsin öğretmenler,körpe beyinlere.A deyince at,B deyince bıyık,hatırlatılsın bakalım yavrulara.terziler kravat diksin,frak diksin,tuvalet diksin baylara,bayanlara,balolar için,partiler için.berber fön çeksin,kuaför meç yapsın,perma yapsın saçlara..tv.de gece keyfi sunsun medya,benliği çalınan kitlelerin ağız suyuna.kuyrukta bekletilsin emekliler,emekliliği boyuncabürokratlar,başsağlığı dilekleri yetiştirsin,grizulara kurban giden işçilerin ardından.komaya girsin sarhoşlar,ayyaşlar..macit,oynaşını gezdirsin,banka kredisiyle aldığı mercedesle.figen,kanişini beslesin,avrupa patentli it yağıyla.genelevler dolup taşsın..fahişelerden alınan vergilerle,yollar köprüler,barajlar yapılsın,imamların maaşları ödensinöyle mi?...kınasın dünya milletleri..mekik dokusun arabulucular..hoşgörüsünü esirgesin medeni hükümetler..sosyal demokrat teorisyenler.varolsun vesaire güruh.insalcıllıktan dem vursun,köy enstitüsü kılıklı,demokrat zevat.sanat söylemleri versin,kıçı kırık teresler.rüşvet alsın kodamanlar,futbolcu,transfer hayalleri kursun,milyar kapısından.darbe hevesleri beslesin kursaklarında,fanatik laikçiler...öyle mi?...kınasın papa..kınasın vatikan kilisesi..ortodoks ruhani lider,.başhaham durmasın.lemalar tekzib etsin ne yazar?nota göndersin bilmem hangi devletin cumhur reisi.meclislerde,bütçe müzakereleri tartışıladursun,hararetle.enflasyon alsın yürüsün.emisyon hacmi görüş... Devamı

KUR’AN HAKKINDA DÖRT ŞEHADET

2009-06-03 10:17:00

KUR’AN HAKKINDA DÖRT ŞEHADET1.       Şii (Caferi) Müfessir Tabatabai’den“Müminlerin Emir’i İmam r. (Hz. Ali-çev) Kur’an’ı nüzul sırasına göre derleyen ilk kişi olmasına, Kur’an’ı derleme çalışmalarının her ikisini de benimsememesine rağmen ve onlara katılmamasına rağmen (derlenmiş) Mushaf’a hiçbir şekilde muhalefet etmemiş, kendi hilafeti döneminde bile (aleyhinde) herhangi bir söz sarf etmemiştir.“Ali’nin evladı ve halifeleri olan Ehl-i Beyt imamları (ra) da herhangi bir muhalefet göstermemişler, bu konuda –en yakınlarına bile hiçbir şey söylememişlerdir. Aksine, onlar da hep bu Mushaf’tan faydalanmışlar; taraflarına da herkes gibi bu Mushaf’ı okumalarını emretmişlerdir.”(El-Quran fi’l-İslam. M.Huseyn et-Tabatabai 2B.,Beyrut,1978 B.137)“Evet, bugün elimizde bulunan Kur’an, -hiçbir tahrif ve tağyire uğramaksızın – şerefli Nebi’ye (s) inen Kur’an’ın aynısı olduğuna en açık delil, kendisi için zikrettiği vasıfların geçmişte olduğu gibi bugün de mevcut olmasıdır.” (Aynı eser, s.139)2.       Şii (Caferi) Alim Ebu Ca’fer el-Qummi’den:“Bizim, Kur’an hakkındaki inancımız şudur: Kur’an Allah’ın kelamı, vahyi, indirmesi, sözü ve kitabıdır.”“Yüce Allah’ın Nebisi Muhammed’e –Allah’ın salat ve selamı üzerine olsun- indirdiği Kur’an, iki kapak (deffeteyn) arasındadır; insanların elinde olandır ve bundan fazla değildir. (...) Bizim, Kur’an’ın bundan (mevcut halinden) fazla olduğunu söylediğimizi ileri süren, bir yalancıdır.”(Şii-İmamiyye’nin İnanç Esasları, -Ebu Ca’fer el-Qummi (ö.381/9914), Çev: Ethem Ruhi Fığlalı, İlahiy... Devamı