İyilik su gibidir, içmeyen ölür.....

24/1/2008 - Eğitim

Kategori: Egitim

Kızım için...

Çaresizlik bir hayat dersidir.

Bir kelime, bazen, anı uzama sonsuzlukla kilitler.

Yalan söylememenin neden önemli olduğunu anlatamamanın verdiği yenilgi duygusu çok ağır...

Geçen gece duyduğum tek bir kelimeyle, bir an için, bu yenilgiyi aldım.

An sonsuzluk gibiydi. Issız ve çaresiz...

Kızım bir masum yalan söyledi...

Körpe ruhunu o pırıltılı dünyalara bir an önce atıp o sahte cemaate; modern zaman tarikatına üye olabilme pahasına yalana sığındı.

14 yaşındaki çocuklara, birkaç milyon daha kazanmak için kapılarını açıp içki servisi yapan meşhur “müessese”lere veryansın etmek, burada adlarını teşhir etmek çok anlamlı gelmiyor.

Çocuğunuzu emanet etiğiniz anne babaların evladınızı bir gece vakti “eğlensinler” diye akranlarıyla sokağa bırakmalarına isyan etmek de beyhude bir çaba...

Asıl körlüğünüze, sağırlığınıza kızıyorsunuz.

Modern kültür denen şeyin ne olduğunu anlamamız gerek. Kendisini ebeveyn olarak tarif eden insanların durup, bir an önce, evlatlarına ve nasıl bir dünyada yaşadıklarına bakmaları gerek.

Yaşadığım bu travmayı paylaştığım bir anne bana şunu rica etti, “Ne olur İstanbul’un en pahalı okullarında okuyan 13-14 yaşındaki çocukların babalarının ne yaptığını da yaz...” dedi.

“Ne yapıyorlar?” diye şaşkın şaşkın sordum. Aldığım yanıt, beni bile şoke etti...

“Bu sonradan görme adamlar -ben bir kadınla beraber olabilmek için 20 yaşına kadar bekledim, oğlum bu kadar beklemesin; ‘tecrübe’ sahibi olsun diye-ev tutup; 13-14 yaşındaki oğullarına bir hayat kadını kiralıyorlar... O çocuklar da, bir süre sonra akranları kızlardan tek bir şey bekliyor: Seks... Son moda bu İstanbul sosyetesinde... “

Facebook’u açtı sonra bir başka arkadaşım. 13-14 yaşındaki çocukların sitelerinde “paylaştıkları” fotoğrafları, yazdıkları yorumları gösterdi.

Aynı yapmacık yüz ifadeleri; kendini “şuh bir kadın gibi” göstermeye çalışan gencecik kızlar... Onlarla sarmaş dolaş, “donuk ve mutsuz bakışlı” oğlanlar...

Fotoğrafların çekildiği mekanlara bakıyorum, büyük alışveriş mekanlarındaki “marka” restoranlar, bazı bildik barlar, müstakil havuzlu evler, tekneler...

Refaha terk edilmiş; yalnızlıklarını paylaşan; orada bir mutluluk inşa etmeye çabalayan, amaçsız, tatminsiz bir gençlik...

“Nerede hata yaptım? Ne yapmalıyım? Ne yapmalıyız?” sorularıyla meşgul ortalarda dolanıyorum.

Hayatımızın anlamına; neden ve nasıl sorularıyla yanıt ararken maneviyattan başka sığınacak liman bulamıyorum.

Karşılıksız sevgiyi, anlamı, değeri ve çabayı; ne pahasına olursa olsun sahip olup tüketmeye takas ettiğimiz bu günlerde bazen bir ışığa ihtiyaç duyuyoruz.

Ölüm böylesi bir ışık.

Çok değerli dostum Kemal Sayar bir süre önce babasını kaybetmişti.

Tüm bu karmaşa ve çaresizlik içinde gene onun yazılarında ruhuma şifa aradım.

Kişisel internet sitesine (www.kemalsayar.com ) babasının vefatı nedeniyle koyduğu yazıdaki anlamlı hüzün ve muazzam derinlik adeta ruhumu yıkadı.

Babasına duyduğu sevginin gücü ve duruluğu; değerler sisteminin yükseldiği sağlam din ve ahlak zemini; tüm bu zihinsel evreni tarif ederken seçtiği kelimelerin gücü beni adeta yeniden inşa etti; insanlığımı hatırlattı.

İki yetim ve iki baba olarak, “sevginin zaferleri ve acıları”nı kelimelerde paylaşmanın ne olduğunu hissettim.

Yüreğin türlü hallerinde; ortak kelimelerde hemdem olmanın sırrını paylaştım.

“Ölüm var. Çünkü hayat var” diyor Kemal Sayar.

O sesini uzaklara yazarken ben biçare çığlığımı nerelerde arasam bilemiyorum.

Evlatlarımızın masum kalplerinde mi acaba?

Serdar Akinan
(Akşam)

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

22/1/2008 - Eğitim

Kategori: Egitim

Dikkat! yarını biz şekillendiriyoruz

Çocuğunuz 'dosyanız' olsun, 'projeniz' değil. Bu cümle, Prof. Dr. Gelengül Haktanır'a ait. Haktanır, Ankara Üniversitesi'nin Okul Öncesi Eğitim Ana Bilim Dalı'nın profesörlerinden. Geçenlerde bir seminerine katıldım dinleyici olarak. İnanılmazdı. Okul öncesi dönemde çocuğu olan her ebeveynin bir şekilde izlemesi ya da okuması lazım Prof. Haktanır'ın anlattıklarını. Temel mesaj yazının başındaki cümlede yer alıyor.

 

"Çocuğunuz 'dosyanız' olsun, 'projeniz' değil." Üzerinde sürekli çalıştığınız, ana ve değişmez dosyanız olsun çocuğunuz. Ama sakın, kendi geçmişinizin izleriyle şekillendirmeye çalışacağınız, üretmeyi hedefleyeceğiniz bir 'proje' olmasın. Yani... "Ben çok istemiştim ama at binemedim, O binici olsun" ya da "Benim içimde kaldı, O muhakkak bir müzik enstrumanı çalsın" gibi yanlışlar yapmayın diyor Prof. Haktanır. Çok önemli... Aynı, şu diğer cümle gibi: "Çocuğunuzun önüne 'engel' değil, 'sınır' koyun."

Prof. Dr. Gelengül Haktanır, "Düşün bu çocukların yakasından" diyor anne - babalara. Tabii aynı şekilde, babaanne, büyükbaba, anneanne ve dedelere de... Bence muhakkak araştırıp bulun ve bilgilenin Haktanır'ın tespit ve tavsiyelerinden. Başlıklar halinde bir bölümünü aktarayım ben buradan: - Çocuğunuzun her hareketine müdahale etmeyin, çok fazla tepki vermeyin. Bırakın kirlensin, yorulsun, eşyalarını kaybetsin, unutsun...

Böyle böyle öğrenecek. Sürekli müdahale yorar. Hem sizi, hem çocuğunuzu. O'nun gerçeklerini kabul edin, empati yapın. Çocuğunuzu var sayın. Kararlarına saygı duyun. O'nu dinleyin. Konuşurken muhakkak göz teması kurun. Evladınıza özgürlük tanıyın ama sınırlarını da koyun. Karşılaştığı sorunları kendi kendine çözmesine izin verin, bu yönde teşvik edin. O'na bir birey olduğunu hissettirin. Çocuğunuzla ilişkilerinizde, konulara sonuç değil, süreç odaklı yaklaşın.

Detaylarla fazla ilgilenmeyin. Unutmayın ki, siz (anne - babalar) neye değer ve önem verirseniz, çocuğunuz da ona önem ve değer verir. Çocuğunuzla zıtlaşmayın, inatlaşmayın. Kabul eden, izin veren olun. Yaşamı deneyimlemesine olanak tanıyın. Farklı özellik ve yeteneklerini öne çıkartıp, bu yönleriyle mutlu olmasını sağlayın. Siz de bundan mutlu olun. Evladınızla, ödül - ceza mekanizmasıyla değil, geri bildirimle ilişki kurun.
O'na düzenli harçlık vermeyin. İhtiyacı olduğunda O istesin, siz de "Cüzdan orada...

Ne kadar ihtiyacın varsa git al ve kullan" deyin. Her çocuk kişiliğini farklı bir yaşta oluşturur. Kimi 6, kimi 10 yaşında. Bunu sakın unutmayın. Çocuğunuzun odasına ayrı bir bilgisayar ya da televizyon almayın. Ekran karşısında mümkün olan en az süreyi geçirmesini sağlayın. İzlediği program bittiğinde televizyonu kapatın. Sirk, sergi, fuar gibi yaratıcılık ve estetiği destekleyen yerlere götürün. Alışveriş merkezlerine değil, tabiat ile buluşabileceği geziler yaptırın. - Evladınızla ilişkilerinizde sizin tavırlarınızın tutarlı ve sürdürülebilir olması çok önemlidir. - O'nla çok sık sohbet edin. İletişim becerisinin artmasına ve önyargılı yetişmemesine özen gösterin. Ve... - "Seni çok seviyorum" cümlesini çok, daha çok seslendirin...

Yanlış yetiştirilen çocukların büyüdüklerinde nasıl 'hayati' yanlışları, nasıl katı şekilde hayata geçirdiklerini düşünerek okudunuz değil mi yukarıdakileri?..

 

Murat Çelik

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Her birimiz bir kelebeğiz aslında... Ne kadar kaldınız sorusuna, Bir kelebek kadar bile diyemiyeceğiz...

Son Yazılar

Hayatın Hülâsâsı Tevhid
De ki: "Ey kafirler." (1)
Turnalar dile gelse
Müşriklere söylenen (haykırılan) gerçekler...
ONLARA DE Kİ:

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Dost Siteler

Fikir&Yorum
İktibas Dergisi
Haksöz Dergisi
İktibas Forum
Hanif Dostlar
Öze Dönüş
Tevhide Doğru

Diğer Sayfalarım

YouTube
MuslimSpace
LiveSpace
WordPress

Kategoriler

  • alinti
  • deneme
  • Egitim
  • kavramlar
  • Kuran
  • Seyyid Kutup
  • siir
  • Sunnet
  • tertil
  • Video
  • NeoCounter

    Arkadaşlarım

    enpopuler
    mgezer38
    hazell
    hiramusta
    HazanMevsimleri
    sennil27
    sgulter
    huzunmevsimi
    mnelam
    dilsizmutercim
    solmaz1
    okanbozkurt
    TevhidGenc
    yonelis
    fatma46
    yeniirmak
    yozgatnur66
    sevgialemi
    fzehra
    gulergun
    can2007
    onurxt
    gulkokulum
    rumuzsehadet
    bennur76
    ebuzerasrisaadet
    kulkedisisendromu
    SahadetGulu
    salat20
    Huzuryolu1
    subat75
    medreseizehra
    aliseriati
    mirdad10
    Ruman
    sonsuzmektup
    burakocalan
    zulcenaheyn
    esenbey
    safaaldemir
    ululelbab
    milletiibrahim
    gercekislam
    receppiskin
    CiiciiKiz
    deruniask
    erkambin
    Allame
    duaufku
    kalpsevmektenyorulmaz
    DELALEDILEMIN
    mevlana1
    kadifece
    tefani
    dernekli
    otoelektrik
    chamdali
    hakikatburada
    TILLSIM
    kaprislikalp
    zahara
    hayatdenilen
    rufeydem
    Kardelensiz
    METINOL
    elfckmk
    birLahza
    Bahram
    filozofcan
    mtaha
    Acihangir
    mollakadir
    islamiyetnurlari
    nurcuu
    dildade
    aeb23
    ayvenur
    banucagri
    mukaddime
    hayber
    cimkim
    ebruname
    meteliksiz
    yakzan
    sendegittin
    lila86
    sonsuziman
    hakkdostu
    huzuriklimi
    7x7x7
    marmides
    mihriban65
    yurtseverbirlik
    vahdetfm
    ebvaa
    Beyazkalemim
    genetikvebilim
    egitimspormizah
    ebuhureyyre
    ruzun
    sohbetsevenler
    2563
    anguzelblogg
    anne66
    teknikpcdersleri
    siirseviyorum
    hayateylul
    fiktev
    genetiknedir
    sbndrk
    hubeyb33
    bayramsekeri
    enginsalli
    erva
    webtc
    rahmettfm
    zehirliok
    ahid77
    sonsuzruh
    umut27
    ResuleVuslat

    Videolar

    Ezgiler

    Kitaro-Koi.mp3

    Ziyaretçi Sayısı

    Ayın Kitabı

    Yoldaki İşaretler

    Geocounter

    Kitap Dünyası

    Elkitap.com

    Avrupa Birliği, Türkiye Ve İslam

    Yeni Soğuk Savaş

    Yavuz Bıyıklılardan Bıyıksızlara

    Tarih Tasarımı

    Modernleşme: Başkaldırı Ve Değişim

    Yakaza

    İslam Deklarasyonu

    Hayata Armağan Öyküler

    Düşünen Öyküler

    Anne Baba Çocuk Öyküleri

    Gökkuşağı Öyküleri

    Bilgelik Öyküleri

    Sevgi Ve Şefkat Öyküleri

    Rahmet Öyküleri

    Gülümseyen Öyküler

    Başarı Öyküleri

    İlham Öyküleri

    Mutluluk Öyküleri