
Neyin nasıl olduğunun ölçüsünü bize veren
ve kime ve neye nasıl bakacağımızı bu ölçüyle bize öğreten Yüce Rabbimiz,
bidayette bize her şeyin ismini öğretendir.
Ve bu isimleri bize bildirirken,
kendisine ait olan esmasıyla
diğer isimleri karıştırmamamızı da bizden istemektedir.
Varolan her şeyin
öncelikle Rabbimiz katında bir değeri ve kıymeti vardır.
Ve biz kulları için bu değer ve kıymetin bilinmesi önemlidir.
Hiçbir şeyi boşuna var etmemiş olanın,
her şeye hakkıyla muamele etmemizi istemesi de
O’nun her şeyin egemenliğini elinde bulunduran olması nedeniyle hakkıdır.
Bizler gerek bizi var eden Rabbimiz hakkında bilgi sahibi olmak için,
gerekse yine Onun varettiği her şey hakkında bilgi sahibi olmak için
onun bize sunduğu ölçüyü dikkate almak zorundayız.
Rabbimizin var olan hakkında ki doğru bilgilenme ölçüsü
Kuran’dır.
Peygamberlik müessesesini,
ve müessesenin kutlu üyeleri olan Peygamberler hakkında da
en doğru ve ölçülü bilgiyi de Kuran bize öğretmekte.
Adem’den bu yana insanoğlu
hem yaşadığı alanda var olan varlıkları,
hem de onu var edeni tanımlarken
Rabbimizin yol göstericiliğine ihtiyaç duymuştur.
Çünkü yetersizdir.
Bu yetersizliği zaman zaman hem kendisine
hem de çevresinde ki varlıklara zulmetmesine neden olmuştur.
Rabbim zulmün ortadan kalkması
ve bencilliği yüzünden yolunu ve yolunun izini kaybeden insanoğluna
yeniden yol göstermek amacıyla resuller göndermiştir.
Ama insan gönderilene sahip çıkmamış
dönem dönem doğru olan yolu kaybetmiştir.
Ve yine rahmeti sonsuz olan Rabbimiz
kullarına yine yeniden resuller aracılığıyla
yolunu gösteren ayetler göndermiştir.
Rabbimiz seçtiği elçileri
hep elçi göndereceği kavmin içinden seçmiş.
Böylece elçi o toplum tarafından yadırganmasın.
Toplumun tanıdığı, bildiği, güvendiği kişilerin arasından seçilmiş elçiler.
Her seçilen elçi,
yolu göstermekle kalmamış,
bizzat kendisi de o yolun yolcusu olmuş,
kavmini davet ettiği şeye en önce kendisi uymuştur.
Ama insan oğlu ne yazık ki
kendisini hakka davet eden bu elçileri bile
Allah’a eş koşmakta tereddüt etmemişlerdir.
Onları sahip oldukları özelliklerin üstünde görüp,
ilahlaştırmış
kimisini Allah’a oğul isnat etmiş,
kimisini de
kainatın varoluş sebebi görmüşlerdir.
Bütün bunlara rağmen tüm peygamberler
kendilerine yüklenmeye çalışılan bu beşer üstü özellikleri kabul etmemiş,
kavimlerini bu anlamda uyarmışlardır.
Doğru bir peygamber telakkisi,
Allah’a imanın önemli bir rüknüdür.
Her şeyden önce bütün peygamberler beşerdir.
Bu özellikleri itibariyle çoğu dışlanmış,
kendileri gibi bir beşere uymayacaklarını ilan etmişlerdir.
Rabbimizin hem kudretini göstermek
hem de toplumu sınamak için
Hz. İsa’yı babasız dünyaya getirmiş olması bile
Hz.İsa’nın üzerinden beşer özelliğini silmediği gibi,
O da Allah’ın diğer kulları gibi
O’na kulluktan asla kaçınmaz.
Bu bütün peygamberler için geçerlidir.
Hiçbir zaman kim olursa olsun
Rabbimizin sahip olduğu esmaya ortak yapılamaz
Bunun adı şirktir.
Ve başta peygamberler olmak üzere
Tüm Salih kulların yeryüzündeki yegane görevi
Şirki ortadan kaldırıp
Tevhidi haykırmaktır.
“Rahman'a çocuk isnat etmelerinden ötürü
neredeyse gökler paralanacak, yer yarılacak, dağlar göçecekti.”
Meryem Suresi 90-91
|