Rufeyde Bacımız ne yapsak ne kadar saklansak ta bizi bulup sobelemiş :) Ne diyelim Allah razı olsun...
1. SORU: ALLAH cc "kün" yani "ol" emrini nasıl anlarsınız..?
2/117 Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir.
3/47 "Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona "ol" der, o da hemen oluverir."
3/59 Şüphesiz, Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "ol" demesiyle o da hemen oluverdi.
6/73 O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun "ol" dediği gün (her şey) oluverir, O'nun sözü haktır. Sur'a üfürüldüğü gün, mülk O'nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır.
16/40 Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir.
19/35 Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: "Ol" der, o da hemen oluverir.
36/82 Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (82)
40/68 Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: "Ol" der, o da hemen oluverir.
Oluş, varoluş... Her şeyi sebeplere dayandıran, sebepsiz ve örneksiz düşünemeyen insanoğlunun çözümlemekte zorlandığı en temel konulardan birisidir var olma meselesi. Rabbimizin görebilen, görmek isteyen için kudretini apaçık gözler önüne serdiği varlık alemi. Ve görmeyen, görmek istemeyen için yine aynı kudretle, kudretini imtihan gereği sebeplerin ardına gizlediği varlık alemi. Alışılmışın dışında, kendilerince göz önünde cereyan eden o mükemmel oluşun sıradanlaştığı varlık aleminde onu varedenin attığı farklı bir imza hayretle karşılanmış insan için. Hz. İsa’nın babasız dünyaya gelişi gibi. Ama insanı daldığı derin uykusundan uyandırması gereken bu sıra dışı, olağan üstü hadise bile göremeyeni, görmek istemeyeni saptırmaktan başka bir işe yaramamış maalesef.
Ve haber verilen, yapıp-etmelerimizden hesaba çekileceğimiz o müthiş gün. Hesap günü. Ve hesaba çekilmek için yeniden dirilişimiz. Kıyamet... Diriliş... Çürüyüp toprak olduktan, bir kemik yığınına dönüştükten sonra yeniden vücut bulmamız. Bir incir çekirdeğinden koskoca bir ağaç meydana getirdiğine inandığımız, gökyüzünden indirdiği su ile ölü yeri canladırdığını hep görüp bildiğimiz Rabbimizin, bir zaman gelip te yeniden bizi dirilteceğine inanmamamız hesaba çekilmekten korktuğumuz için değil de nedir? Sorumsuzca, bencilce, heva hevesinin doğrultusunda hayat sürdürmeye alışmış insanoğlunun tabi işine gelmez hesap vermek. Ve bahane ileri sürer, kış günü niye karpuz yok der gibi, zamanı gelince olacak bir oluşumu yeniden DİRİLİŞİ reddetmeye kalkar.
Ama biliyor ve iman ediyoruz ki “Rabbimiz Ol dediğinde, her şeyi oldurur.” Her an ve her saniye oldurduğu gibi.
13/42 Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkâr edenler pek yakında bileceklerdir.
15/3 Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.
15/96 Ki onlar, Allah ile beraber başka ilahları (ortak) kılmaktadırlar; onlar yakında bilip-öğreneceklerdir.
19/75 De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri- gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
24/25 O gün, Allah hak ettikleri cezayı eksiksiz verecektir ve onlar da Allah'ın hiç şüphesiz hak olduğunu bileceklerdir.
25/42 "Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.
29/66 Kendilerine verdiğimiz (nimetler)e nankörlük etsinler ve yararlanıp-metalansınlar diye. Ancak onlar yakında bileceklerdir.
37/170 Fakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir.
54/26 Onlar yarın, kimin çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip-öğreneceklerdir.
78/1-5 Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar? O büyük haberi mi? Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler. Hayır; yakında bileceklerdir.Yine hayır; yakında bileceklerdir.
2.SORU: Kadın erkek eşitliği söz konusu mudur..?
49/13 Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.
4/1 Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup-sakının. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz Allah'tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.
6/98 O, sizi tek bir nefisten yaratandır. (Sizin için) Bir karar (kalış) ve emanet (olarak konuluş) yeri vardır. Kavrayabilen bir topluluk için ayetleri birer birer açıkladık.
7/189 O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler: "Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız."
39/6 Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra ondan kendi eşini var etti ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi. Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?
Rabbimizin mutlak anlamda ve kendi katında üstünlüğün kendisinden sakınma ile gerçekleştiğini, eğer eşitlik bozulacaksa bu eşitliğin takva ile gerçekleştiğini ilk alıntıladığımız ayette apaçık görmekteyiz.
6/165 O sizi yeryüzünün halifeleri kıldı ve size verdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminize göre derecelerle yükseltti. Şüphesiz senin Rabbin, sonuçlandırması pek çabuk olandır ve şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir.
43/32 Rabbinin rahmetini yoksa onlar mı bölüştürüyorlar? [Hayır, nasıl ki] bu dünyada geçim araçlarını onlar arasında bölüştüren ve onların bazısını başkalarına yardım etmeleri için diğerlerinin üstüne çıkaran Biziz; [aynı şekilde, dilediğimize manevî bağışlarda bulunan da Biziz]: Rabbinin bu rahmeti, onların yığabilecekleri bütün [dünyevî servetler]den daha hayırlıdır.
Yeryüzü imtihanında sadece erkek ve dişilik farkı değil, bir çok konuda farklı biçim ve durumlarda var edilmemiz Rabbimizin birilerine iltimas geçtiği anlamında değerlendirilip anlaşılırsa, bu anlayış O’nun mutlak adaletine gölge düşürmektir demektir. Bu farklılık
67/2 O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.
İlahi beyanının tecellisi değil de nedir.
İnsanoğlunun erkeklik ve dişilik farklılığı neslinin devamı için vardır. Ve bu neslin ana rahminden ta ergenlik çağına ulaşıncaya kadar korunması ana babanın sorumluluğu altındadır. Bu anlamda Rabbimizin şefkat ve merhamet hislerinin doruğa çıktığı analık duygusunu dişiye verişi, ve bünyesini o asli vazifeyi ifa edecek şekilde donatması, erkeğin bünyesini de yavruların ve onların analarının rızklarının temini ve dış tehlikelerden korunmasını sağlayacak şekilde donatması hikmetinin gereğidir. Ve asla verilenler ile üstünlük iddia edilemez. Üstünlük ancak kazanım ile gerçekleşir.
3. SORU: İnsanın ahsen-i takvimde yaratılması ne demektir..?
40/64 Allah, yeryüzünü sizin için bir karar, gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) kıldı ve size güzel-temiz şeylerden rızık verdi. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir.
64/3 Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O'nadır.
91/7 Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene',
95/4 Doğrusu, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.
İnsanın mutlaka en güzel yaratılmış ifadesinin içeriğinde fiziksel yapısı da yer almakta. Ama bu mükemmelliğin ve güzelliğin var edilişinde ki en önemli husus insanın üstlendiği sorumluluktur. Bu sorumluluğunu yerine getirebilecek donanımda varedilen insanın asli sorumluluğu olan kulluğunu yerine getirmesi, kullara kulluk zincirlerini kırması ve hayatını TAKVA üzre tamamlaması gerekmektedir.
Evet her soru derin ve derin olduğu kadar da önemli. Ve dikkat ettiyseniz sorulara verdiğimiz cevaplar, Rabbimizin bize gönderdiği o eşsiz Kur’an’dan arayıpta bulabildiklerimiz.. Bulamadıklarımız ve gözden kaçırdıklarımız vardır elbette. Rabbimiz yanılır ve unutursak bizi bağışla...
Gelelim sobeleme işine...
Soruyu değiştirerek on arkadaşımı sobeliyorum...
Sorum: Fıtrat Nedir?
www.sennil27.blogcu.com
www.dilsizmutercim.blogcu.com
www.tevhidgenc.blogcu.com
www.sevgipinari01.blogcu.com
www.ebvaa.blogcu.com
www.ciiciikiz.blogcu.com
www.chamdali.blogcu.com
www.tillsim.blogcu.com
www.ruzun.blogcu.com
www.dunyayacilanpencerem.blogspot.com
|