İyilik su gibidir, içmeyen ölür.....

12/3/2008 - Resule İman

Kategori: deneme

Neyin nasıl olduğunun ölçüsünü bize veren

ve kime ve neye nasıl bakacağımızı bu ölçüyle bize öğreten Yüce Rabbimiz,

bidayette bize her şeyin ismini öğretendir.

Ve bu isimleri bize bildirirken,

kendisine ait olan esmasıyla

diğer isimleri karıştırmamamızı da bizden istemektedir.

Varolan her şeyin

öncelikle Rabbimiz katında bir değeri ve kıymeti vardır.

Ve biz kulları için bu değer ve kıymetin bilinmesi önemlidir.

Hiçbir şeyi boşuna var etmemiş olanın,

her şeye hakkıyla muamele etmemizi istemesi de

O’nun her şeyin egemenliğini elinde bulunduran olması nedeniyle hakkıdır.

Bizler gerek bizi var eden Rabbimiz hakkında bilgi sahibi olmak için,

gerekse yine Onun varettiği her şey hakkında bilgi sahibi olmak için

onun bize sunduğu ölçüyü dikkate almak zorundayız.

Rabbimizin var olan hakkında ki doğru bilgilenme ölçüsü

Kuran’dır.

Peygamberlik müessesesini,

ve müessesenin kutlu üyeleri olan Peygamberler hakkında da

en doğru ve ölçülü bilgiyi de Kuran bize öğretmekte.

Adem’den bu yana insanoğlu

hem yaşadığı alanda var olan varlıkları,

hem de onu var edeni tanımlarken

Rabbimizin yol göstericiliğine ihtiyaç duymuştur.

Çünkü yetersizdir.

Bu yetersizliği zaman zaman hem kendisine

hem de çevresinde ki varlıklara zulmetmesine neden olmuştur.

Rabbim zulmün ortadan kalkması

ve bencilliği yüzünden yolunu ve yolunun izini kaybeden insanoğluna

yeniden yol göstermek amacıyla resuller göndermiştir.

Ama insan gönderilene sahip çıkmamış

dönem dönem doğru olan yolu kaybetmiştir.

Ve yine rahmeti sonsuz olan Rabbimiz

kullarına yine yeniden resuller aracılığıyla

yolunu gösteren ayetler göndermiştir.

Rabbimiz seçtiği elçileri

hep elçi göndereceği kavmin içinden seçmiş.

Böylece elçi o toplum tarafından yadırganmasın.

Toplumun tanıdığı, bildiği, güvendiği kişilerin arasından seçilmiş elçiler.

Her seçilen elçi,

yolu göstermekle kalmamış,

bizzat kendisi de o yolun yolcusu olmuş,

kavmini davet ettiği şeye en önce kendisi uymuştur.

Ama insan oğlu ne yazık ki

kendisini hakka davet eden bu elçileri bile

Allah’a eş koşmakta tereddüt etmemişlerdir.

Onları sahip oldukları özelliklerin üstünde görüp,

ilahlaştırmış

kimisini Allah’a oğul isnat etmiş,

kimisini de

kainatın varoluş sebebi görmüşlerdir.

Bütün bunlara rağmen tüm peygamberler

kendilerine yüklenmeye çalışılan bu beşer üstü özellikleri kabul etmemiş,

kavimlerini bu anlamda uyarmışlardır.

Doğru bir peygamber telakkisi,

Allah’a imanın önemli bir rüknüdür.

Her şeyden önce bütün peygamberler beşerdir.

Bu özellikleri itibariyle çoğu dışlanmış,

kendileri gibi bir beşere uymayacaklarını ilan etmişlerdir.

Rabbimizin hem kudretini göstermek

hem de toplumu sınamak için

Hz. İsa’yı babasız dünyaya getirmiş olması bile

Hz.İsa’nın üzerinden beşer özelliğini silmediği gibi,

O da Allah’ın diğer kulları gibi

O’na kulluktan asla kaçınmaz.

Bu bütün peygamberler için geçerlidir.

Hiçbir zaman kim olursa olsun

Rabbimizin sahip olduğu esmaya ortak yapılamaz

Bunun adı şirktir.

Ve başta peygamberler olmak üzere

Tüm Salih kulların yeryüzündeki yegane görevi

Şirki ortadan kaldırıp

Tevhidi haykırmaktır.

“Rahman'a çocuk isnat etmelerinden ötürü

neredeyse gökler paralanacak, yer yarılacak, dağlar göçecekti.”

Meryem Suresi 90-91

8 YorumYorum yaz!Bağlantı

4/2/2008 - TEVHİD ve ŞİRK

Kategori: deneme

TEVHİD ve ŞİRK

Allah’ı ve sıfatlarını gereği gibi tanıyamamanın getirdiği bir sıkıntının neticesinde oluşan şirk anlayışı, yaygın olarak bilindiği üzere bir takım varlıkları Allah yerine koymak, onlara Allah’a inanır gibi inanmak anlamına gelmemektedir. Gerçek şirk Allah’a ait olan sıfatların hem Allah tarafından hem de onun dışında Allah nezdinde itibarı olduğu zannedilen varlıklar tarafından ortaklaşa kullanıldığına inanmaktır.

Allah’a ait olduğunu bildiğimiz bazı vasıfların insanlar tarafından da kullanıldığını biliyoruz. Affetme, merhamet etme, hükmetme vs. İnsanoğlunun Rabbimizin bu sıfatlarını kullanması, Rabbimizin ruhundan Adem’e üflemesinin bir tecellisidir. Rabbimizin emanet ettiği bu vasıfları insanoğlu hoyratça ve bu vasıfların gerçek sahibi Yüce Rabbimizi dikkate almadan icra etmesiyle tuğyan ortaya çıkmakta ve insan azmaktadır. İnsanoğlu hükmeder ama bu hükmetmesi Allah adına olursa kulluk; kendi heva ve hevesi doğrultusunda olursa şirk olur. Adaleleti ve merhameti Allah adına icra ederse kulluk; kendi adına adalet ve merhamet dağıtmaya kalkarsa şirk olur. Bunu Esma’ül-Husna’nın bir çok isminde görebiliriz. Rabbimiz ile arasındaki hassas bağı bu isimler  ile kurmayı beceremeyen insanoğlu zaman zaman gerek Allah’ın pak Resullerini Allah’tan daha merhametli bir konuma sokup, onların şefaatini umarak Peygamber(s.a.v)in göstereceği merhamete Allah’ın rahmetinden daha fazla bel bağlamaya itmiştir. Peygamber(s.a.v)e bile böyle bir bakış açısıyla bakabilen kişi, bu yaklaşımı kendince Allah dostu gördüğü kişilere de gösterebilmektedir. Allah’ın asla geri çeviremeyeceğini hesaba katarak onları aracı olarak kabul etmişler, Allah’ın iznine bağlı olan bu merciyi istedikleri kişilere verebilmişlerdir.

Rabbimiz

sadece kendisine kul olan

ve sadece kendisinden yardım isteyen kullarından eylesin

her birimizi...

Vesselam...

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

7/1/2008 - Tekfir meselesi...

Kategori: deneme

Tekfir meselesi...

Yoldan dönenlere, yolunu şaşıranlara, yoldan çıkanlara; o yola devam eden, o yolda kararlılık üzere yürüyenlerin ellerinde bulunan en güçlü silahtır tekfir. Sadece Müslümanlara has olmayan bu silah, diğer din mensuplarının elinde de işlev görmüş binlerce yıl... Aforoz edilen, engizisyon mahkemelerince yakılma kararı alınan günahkarlar, sapkınlar için hep kullanıla gelmiş tekfir kavramı.

İnsan doğduğu an kendisini, kuşatan bir çevre içerisinde bulur. Bu çevre doğru ve yanlışı ona öğreten, yürüdükleri yolun en güzel ve doğru bir yol olduğunu dikte edip duran bir eğitmendir. Toplumun yürüdüğü yol dışına çıkılması tehlikeli bir yoldur. Ya sev, ya terk et kabilinden. İçinde bulunduğu toplumun değer yargılarını sorgulayan kişi, günaha sürüklenmeye aday birisidir. Böylesi bir sorgulama, geçmiş atalarının da yer aldığı doğruları sorgulama anlamına gelmektedir.

İşte tam burada, sadece Peygamberimizin (a.s) değil, Kur’an’da kıssaları anlatılan tüm peygamberlerin içinde yaşadıkları toplumun değer yargılarına karşı duruşlarını hatırlayalım. Peygamberlerin çoğu gönderildikleri toplumlar tarafından tekfir edilmiştir.

Tekfir mekanizması hükmün Allah’a has kılındığı toplumlar tarafından, yapıyı muhafaza etme anlamında da kullanılmıştır. Yapıya karşı duran her kim ise, yapıyı korumaya memur kişiler tarafından dışlanmış, tekfir edilmiştir.

Benim burada sorgulamak istediğim konu, bu mekanizmanın kapsadığı alan.

Kişiyi küfre sokan, ya da kendisini tekfir edilmeye iten konular bir çok alim tarafından tesbit edilmeye çalışılmış, Elfaz’ı Küfr başlığı altında bir çok eser yayınlanmıştır.

Temelde kişinin müslüman olması “Kelime’i Şehadet” diye bildiğimiz, tevhid cümlesini kabul etmesiyle gerçekleşir.Bu cümle  Lailahe illallah, Muhammed’ür-Resullullah dır. “Allah’tan başka ilahların varlığını reddeden ve Hz.Muhammed’i onun Resulü kabul eden kişi Müslüman’dır.”

Hayatına ‘Allah’tan başka hiçbir varlığa’ hükmetme yetkisi vermeyen, gönderdiği elçinin getirdiği hükümlerin dışında başka hükmü tartışmasız kabul etmeyen kişidir müslüman. Kişinin söz ve fiilleri bu gerçeğin iptalini gerektirdiği an; o kişi küfre girer, inancıyla tersyüz olur.

Tarih bu söz ve fiillerin neler olduğunun tespit gayretleriyle doludur. Bir uçta kişinin işlediği günahların da Allah’ın hükmünü iptal anlamına geldiğini söyleyerek, günah işleyenleri tekfir eden anlayış, öbür tarafta ise sadece kalp ile imanın yeterliliğini savunan anlayış...

İnsan beşerdir, şaşar. Hatasız kul olmaz. Kur’an’da tarif edilen insana baktığımızda da bu eksikliğin hep varolduğunu ve olacağını biliyoruz. Asıl olan yoldan çıkışları yaşayan kişinin, fark ettiğinde doğru yola dönmesi ve tevbe etmesidir. Buna rağmen yürüdüğü yolun doğruluğundan (İslam) şüphe eden, ve onu eleştiren kişinin hala o yolun yolcusu olduğunu söylemek abes ile iştigalden başka bir şey değildir. Yaptığı yanlışın farkına varıp, pişmanlık içinde olan, yanlışından kurtulmak için çırpınan birisinin küfür içinde olduğunu söylemek zulümdür.

Kişinin tutum ve davranışları önemlidir. Davranışlar Allah’ın haramlarını helal, helallerini haram sayan davranışlar olduğunda durum değişir. İçki alışkanlığından kurtulmaya çalışan, ve bu bataklıktan kurtulmak için gayret sarf eden birisiyle, içki içmese de onun haram oluşunu reddeden birisi aynı kefede tutulamaz. Doğrunun ne olduğunu bilen kişi, gerçekten imanının gereği olarak onu biliyorsa mutlaka doğruya girer. Günahlarda ısrar edenin imanının sorgulanması da bundan dolayıdır.

Başta da belirttiğimiz üzere, müslüman olmak başta bazı şeyleri göze almak demektir. Hayatına hükmetme yetkisini kendisinde gören tüm mercileri reddetmek, bunun için bedel ödemeyi göze almaktır müslüman olmak. Böylesi bir göze alış, Allah’ın hükmüne sımsıkı sarılmayı beraberinde getirir. Ve İslam bir bütündür. Rabbimiz hayatın her alanına müdahale etme hakkını kendisinde görür, ve öyle görünmek ister. Hayatı bölümlere ayırarak, bir bölümünde hükmedici olarak Allah’ı görüp, diğer bölümlerinde Allah’ı dikkate almamak şirktir. Tevhid namustur. Hükmedici olarak Allah’tan başka hiçbir varlığı kabul etmemeyi gerekli kılar. Kocasından başka erkeklerle düşüp kalkan bir kadının, evlilikte namus iddiası gibi bir iddiadır, müşrik bir kafanın Allah’a kulluk iddiası.

Bu kafa yapısına sahip kişilerin reddedilmesi kulluğun icabıdır. Bu reddedişi, bölüp parçaladığı hayat bölümleri içerisinde, bir veya birkaç bölümünde Allah’ı dikkate alıyor olması engellemez. Hayatı camiye hapsetmiş, cami dışındaki hayatı ya kendi ya da başkalarının heva ve hevesine göre kurmuş kişileri Müslüman olarak görmek, bir Müslüman’ı kafir olarak görmenin ayrı bir versiyonu değil de nedir?

 

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

3/12/2007 - Fıtrat

Kategori: deneme

 

FITRAT

 Fıtrat F-T-R kökünden türemiş bir kelimedir. Yaratma anlamına gelen bu kelime, yoktan var edişten ziyade, bir gaye için bir şeyin ortaya konulması, çıkartılması, var edilmesi anlamlarına gelmektedir. Her varlığın sahip olduğu özellikler onun varlığının birer parçasıdır. Ve bu özellikler onun ne için var olduğunun birer belirtisi ve emaresidir. Yaratılan varlığın yaratılışındaki hikmeti gözlemek, onda var olan özelliklerinde onunla birlikte ele alınmasını, gözden kaçırılmamasını  gerekli kılar. Bu anlamda varlık alemine bakan kişi, o varlık ile birlikte, onda var olan özelliklerini de bir bütün halinde görmelidir. Yaratılış olarak nitelendirilen varlığın doğal yapısının özellikleri onu tanımada önemli ipuçları verir. Fıtrat bu anlamda var olan her şeyin ne hikmetle yaratıldığı, yaratılışını, o varlığın doğasını ifade etmek için kullanılmıştır.

Ayva ağacı yaratılışı fıtratı gereği ayva, gül ağacı da yaratılışı, doğası gereği gül verir. Güneş ve ay kendi yörüngesinde seyreder, hiç biri diğerinin rotasına girmez, girerse her şey alt üst olur. Aslan aslanlığını, koyun da koyunluğunu yapar. Ve her varlık o muhteşem bütünlüğün içinde sahip olduğu özellikler ile bütünlüğe güzellik katan, renk katan o bütünün bir parçasıdır. Her biri fıtratı gereği kendini yoktan vareden Yüce Allah’ın kendisi için çizdiği rotada hareket ederek, akıllara durgunluk veren bu dengenin bir yapı taşı olurlar. Bu bütünlükte hiçbir şey ne eksik ne de fazladır.

Ve insan... Rabbin kendisi için çizdiği rotadan çıkma, bütünden kopma, dengeyi altüst etme kabiliyetine sahip tek varlık. Bu kabiliyet ona bu muhteşem ahenge kendi iradesiyle katılabilmesi için verilmiş. Ve aslında yapı itibariyle o fıtratta yaratılmış. Doğası hakka yönelmeye müsait. Sadece O’na kul olması üzerine kurulu... İstenmiş ki kendisi kendi isteğiyle gönülden uysun, uyum göstersin bu ahenge... Rotadan çıktıkça hatırlatıcılar göndermiş Rabbim rotaya dönmesi için.

 

Hz. İbrahim...

6/79 Bakın  ben bâtıl olan her şeyden uzak durarak yüzümü gökleri ve yeri var eden Allah'a çevirmekteyim; ve ben O'ndan başkasına ilahlık yakıştıranlardan değilim!’

Müşriklerin bütün itirazlarına rağmen, Rabbimizin Resulullah aleyhissalatu vesselama buyruğu...

30/ 30 BÖYLECE SEN, bâtıl olan her şeyden uzaklaşarak yüzünü kararlı bir şekilde [hak olan] dine çevir ve Allah'ın insan bünyesine nakşettiği fıtrata uygun davran: [ki,] Allah'ın yarattığında bir bozulma ve çürümeye meydan verilmesin: bu, sahih [bir] din[in gayesi]dir; ama çoğu insanlar onu bilmezler.

Yeniden dirilişi reddedenlere cevap...

17/ 51 "Ya da göğüslerinizde büyümekte olan (veya büyüttüğünüz) bir yaratık (olun)." Bizi kim (hayata) geri çevirebilir" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bu durumda sana başlarını alaylıca sallayacaklar ve diyecekler ki: "Ne zamanmış o?" De ki: "Umulur ki pek yakında."

Hakka teslim olmuş sihirbazların, Firavuna karşı duruşları....

20/72 Berikiler: ‘Bize gelen hakkın apaçık belirtilerini ve bizi yaratan varlığı bırakıp asla seni tercih edecek değiliz! Artık (hakkımızda) nasıl bir yargıda bulunacaksan bulun: sen ancak bu dünya hayatında [geçerli] yargılarda bulunabilirsin!

 

Hud (a.s) ve kavmi...

11/ 51 "Ey kavmim! Bu [uyarılar] için sizden bir karşılık da bekliyor değilim; benim (çabalarımın) karşılığı beni yaratan (Allah'tan) başkasına düşmez. Öyleyse, artık aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Gelen elçilere uymaya çağıran bir hakk adamının söyledikleri...

36/ 22 "[Bana gelince,] neden beni yaratmış olan ve hepinizin dönüp varacağı Allah'a kulluk etmeyeyim?

 

İbrahim (a.s) ...

43/ 27 Hiç kimse[kulluk etmem], beni var etmiş olan hariç: beni doğru yola ileten O'dur!"

21/ 56 [İbrahim:] "Yoo!" dedi, "Ama sizin Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir; yani, onları O yoktan var edip düzene sokmuştur: ve ben de bu gerçeğe tanıklık edenlerden biriyim!"

6/14 De ki: ‘Hayat veren ve hiçbir şeye muhtaç olmayan O dururken göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah'tan başka birini mi dost edineceğim?’ De ki: ‘Ben  Allah'a teslim olanların öncüsü olmakla emrolundum  Allah'tan başkasına ilahlık yakıştıranlar arasında bulunmakla değil’.

12/ 101 "Ey Rabbim! Bana nüfûz ve iktidar bahşettin; olayların altında yatan gerçekleri kavrayıp açıklama bilgisi verdin. (Ey) göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada ve ahirette benim yanımda yakınımda olan/beni koruyup destekleyen Sensin: canımı, bütün varlığıyla kendini Sana adamış biri olarak al ve beni dürüst ve erdemli insanların arasına kat!"

 

Ve Fıtrat

tüm kainatın Rabbe boyun eğişinin adıdır...

67/ 3 Yedi göğü birbiriyle tam bir uyum içinde yaratan O, [ne yüce]dir: Rahmân'ın yaratışında hiçbir aksaklık göremezsin. Gözünü bir kez daha [ona] çevir: Hiç kusur görüyor musun?

 

 

 

4 YorumYorum yaz!Bağlantı

23/11/2007 - Sobe mi imtihan mı bilinmez!!! Epey ter döktürdü.. :)

Kategori: deneme

Rufeyde Bacımız ne yapsak ne kadar saklansak ta bizi bulup sobelemiş :) Ne diyelim Allah razı olsun...

 

1. SORU: ALLAH cc  "kün"  yani "ol" emrini  nasıl anlarsınız..?

 

2/117 Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir.

3/47 "Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona "ol" der, o da hemen oluverir."

3/59 Şüphesiz, Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "ol" demesiyle o da hemen oluverdi.

6/73 O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun "ol" dediği gün (her şey) oluverir, O'nun sözü haktır. Sur'a üfürüldüğü gün, mülk O'nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır.

16/40 Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir.

19/35 Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: "Ol" der, o da hemen oluverir.

36/82 Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (82)

40/68 Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: "Ol" der, o da hemen oluverir.

Oluş, varoluş... Her şeyi sebeplere dayandıran, sebepsiz ve örneksiz düşünemeyen insanoğlunun çözümlemekte zorlandığı en temel konulardan birisidir var olma meselesi. Rabbimizin görebilen, görmek isteyen için kudretini apaçık gözler önüne serdiği varlık alemi. Ve görmeyen, görmek istemeyen için yine aynı kudretle, kudretini imtihan gereği sebeplerin ardına gizlediği varlık alemi. Alışılmışın dışında, kendilerince göz önünde cereyan eden o mükemmel oluşun sıradanlaştığı varlık aleminde onu varedenin attığı farklı bir imza hayretle karşılanmış insan için. Hz. İsa’nın babasız dünyaya gelişi gibi. Ama insanı daldığı derin uykusundan uyandırması gereken bu sıra dışı, olağan üstü hadise bile göremeyeni, görmek istemeyeni saptırmaktan başka bir işe yaramamış maalesef.

Ve haber verilen, yapıp-etmelerimizden hesaba çekileceğimiz o müthiş gün. Hesap günü. Ve hesaba çekilmek için yeniden dirilişimiz. Kıyamet... Diriliş... Çürüyüp toprak olduktan, bir kemik yığınına dönüştükten sonra yeniden vücut bulmamız. Bir incir çekirdeğinden koskoca bir ağaç meydana getirdiğine inandığımız, gökyüzünden indirdiği su ile ölü yeri canladırdığını hep görüp bildiğimiz Rabbimizin, bir zaman gelip te yeniden bizi dirilteceğine inanmamamız hesaba çekilmekten korktuğumuz için değil de nedir? Sorumsuzca, bencilce, heva hevesinin doğrultusunda hayat sürdürmeye alışmış insanoğlunun tabi işine gelmez hesap vermek. Ve bahane ileri sürer, kış günü niye karpuz yok der gibi, zamanı gelince olacak bir oluşumu yeniden DİRİLİŞİ reddetmeye kalkar.

Ama biliyor ve iman ediyoruz ki “Rabbimiz Ol dediğinde, her şeyi oldurur.” Her an ve her saniye oldurduğu gibi.

13/42 Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkâr edenler pek yakında bileceklerdir.

15/3 Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.

15/96 Ki onlar, Allah ile beraber başka ilahları (ortak) kılmaktadırlar; onlar yakında bilip-öğreneceklerdir.

19/75 De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri- gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.

24/25 O gün, Allah hak ettikleri cezayı eksiksiz verecektir ve onlar da Allah'ın hiç şüphesiz hak olduğunu bileceklerdir.

25/42 "Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.

29/66 Kendilerine verdiğimiz (nimetler)e nankörlük etsinler ve yararlanıp-metalansınlar diye. Ancak onlar yakında bileceklerdir.

37/170 Fakat (kitap gelince) onu tanımayıp-küfrettiler; yakında bileceklerdir.

54/26 Onlar yarın, kimin çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarık olduğunu bilip-öğreneceklerdir.

78/1-5 Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar? O büyük haberi mi?  Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.  Hayır; yakında bileceklerdir.Yine hayır; yakında bileceklerdir.

 

2.SORU: Kadın erkek eşitliği  söz konusu mudur..?

 

49/13 Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.

4/1 Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup-sakının. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz Allah'tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.

6/98 O, sizi tek bir nefisten yaratandır. (Sizin için) Bir karar (kalış) ve emanet (olarak konuluş) yeri vardır. Kavrayabilen bir topluluk için ayetleri birer birer açıkladık.

7/189 O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler: "Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız."

39/6 Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra ondan kendi eşini var etti ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi. Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?

Rabbimizin mutlak anlamda ve kendi katında üstünlüğün kendisinden sakınma ile gerçekleştiğini, eğer eşitlik bozulacaksa bu eşitliğin takva ile gerçekleştiğini ilk alıntıladığımız ayette apaçık görmekteyiz.

6/165 O sizi yeryüzünün halifeleri kıldı ve size verdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminize göre derecelerle yükseltti. Şüphesiz senin Rabbin, sonuçlandırması pek çabuk olandır ve şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir.

43/32 Rabbinin rahmetini yoksa onlar mı bölüştürüyorlar? [Hayır, nasıl ki] bu dünyada geçim araçlarını onlar arasında bölüştüren ve onların bazısını başkalarına yardım etmeleri için diğerlerinin üstüne çıkaran Biziz; [aynı şekilde, dilediğimize manevî bağışlarda bulunan da Biziz]: Rabbinin bu rahmeti, onların yığabilecekleri bütün [dünyevî servetler]den daha hayırlıdır.

Yeryüzü imtihanında sadece erkek ve dişilik farkı değil, bir çok konuda farklı biçim ve durumlarda var edilmemiz Rabbimizin birilerine iltimas geçtiği anlamında değerlendirilip anlaşılırsa, bu anlayış O’nun mutlak adaletine gölge düşürmektir demektir. Bu farklılık

67/2 O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.

İlahi beyanının tecellisi değil de nedir.

İnsanoğlunun erkeklik ve dişilik farklılığı neslinin devamı için vardır. Ve bu neslin ana rahminden ta ergenlik çağına ulaşıncaya kadar korunması ana babanın sorumluluğu altındadır. Bu anlamda Rabbimizin şefkat ve merhamet hislerinin doruğa çıktığı analık duygusunu dişiye verişi, ve bünyesini o asli vazifeyi ifa edecek şekilde donatması, erkeğin bünyesini de yavruların ve onların analarının rızklarının temini ve dış tehlikelerden korunmasını sağlayacak şekilde donatması hikmetinin gereğidir. Ve asla verilenler ile üstünlük iddia edilemez. Üstünlük ancak kazanım ile gerçekleşir.

 

3. SORU: İnsanın ahsen-i takvimde  yaratılması  ne demektir..?

 

40/64 Allah, yeryüzünü sizin için bir karar, gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) kıldı ve size güzel-temiz şeylerden rızık verdi. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir.

64/3 Gökleri ve yeri hak olmak üzere yarattı ve size düzenli bir biçim (suret) verdi; suretlerinizi de güzel yaptı. Dönüş O'nadır.

91/7 Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene',

95/4 Doğrusu, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.

İnsanın mutlaka en güzel yaratılmış ifadesinin içeriğinde fiziksel yapısı da yer almakta. Ama bu mükemmelliğin ve güzelliğin var edilişinde ki en önemli husus insanın üstlendiği sorumluluktur. Bu sorumluluğunu yerine getirebilecek donanımda varedilen insanın asli sorumluluğu olan kulluğunu yerine getirmesi, kullara kulluk zincirlerini kırması ve hayatını TAKVA üzre tamamlaması gerekmektedir.

 

Evet her soru derin ve derin olduğu kadar da önemli. Ve dikkat ettiyseniz sorulara verdiğimiz cevaplar, Rabbimizin bize gönderdiği o eşsiz Kur’an’dan arayıpta bulabildiklerimiz.. Bulamadıklarımız ve gözden kaçırdıklarımız vardır elbette. Rabbimiz yanılır ve unutursak bizi bağışla... 

 

Gelelim sobeleme işine...

Soruyu değiştirerek on arkadaşımı sobeliyorum...

Sorum: Fıtrat Nedir?

 

www.sennil27.blogcu.com

www.dilsizmutercim.blogcu.com

www.tevhidgenc.blogcu.com

www.sevgipinari01.blogcu.com

www.ebvaa.blogcu.com

www.ciiciikiz.blogcu.com

www.chamdali.blogcu.com

www.tillsim.blogcu.com

www.ruzun.blogcu.com

www.dunyayacilanpencerem.blogspot.com

 

4 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Her birimiz bir kelebeğiz aslında... Ne kadar kaldınız sorusuna, Bir kelebek kadar bile diyemiyeceğiz...

Son Yazılar

Hayatın Hülâsâsı Tevhid
De ki: "Ey kafirler." (1)
Turnalar dile gelse
Müşriklere söylenen (haykırılan) gerçekler...
ONLARA DE Kİ:

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Dost Siteler

Fikir&Yorum
İktibas Dergisi
Haksöz Dergisi
İktibas Forum
Hanif Dostlar
Öze Dönüş
Tevhide Doğru

Diğer Sayfalarım

YouTube
MuslimSpace
LiveSpace
WordPress

Kategoriler

  • alinti
  • deneme
  • Egitim
  • kavramlar
  • Kuran
  • Seyyid Kutup
  • siir
  • Sunnet
  • tertil
  • Video
  • NeoCounter

    Arkadaşlarım

    enpopuler
    mgezer38
    hazell
    hiramusta
    HazanMevsimleri
    sennil27
    sgulter
    huzunmevsimi
    mnelam
    dilsizmutercim
    solmaz1
    okanbozkurt
    TevhidGenc
    yonelis
    fatma46
    yeniirmak
    yozgatnur66
    sevgialemi
    fzehra
    gulergun
    can2007
    onurxt
    gulkokulum
    rumuzsehadet
    bennur76
    ebuzerasrisaadet
    kulkedisisendromu
    SahadetGulu
    salat20
    Huzuryolu1
    subat75
    medreseizehra
    aliseriati
    mirdad10
    Ruman
    sonsuzmektup
    burakocalan
    zulcenaheyn
    esenbey
    safaaldemir
    ululelbab
    milletiibrahim
    gercekislam
    receppiskin
    CiiciiKiz
    deruniask
    erkambin
    Allame
    duaufku
    kalpsevmektenyorulmaz
    DELALEDILEMIN
    mevlana1
    kadifece
    tefani
    dernekli
    otoelektrik
    chamdali
    hakikatburada
    TILLSIM
    kaprislikalp
    zahara
    hayatdenilen
    rufeydem
    Kardelensiz
    METINOL
    elfckmk
    birLahza
    Bahram
    filozofcan
    mtaha
    Acihangir
    mollakadir
    islamiyetnurlari
    nurcuu
    dildade
    aeb23
    ayvenur
    banucagri
    mukaddime
    hayber
    cimkim
    ebruname
    meteliksiz
    yakzan
    sendegittin
    lila86
    sonsuziman
    hakkdostu
    huzuriklimi
    7x7x7
    marmides
    mihriban65
    yurtseverbirlik
    vahdetfm
    ebvaa
    Beyazkalemim
    genetikvebilim
    egitimspormizah
    ebuhureyyre
    ruzun
    sohbetsevenler
    2563
    anguzelblogg
    anne66
    teknikpcdersleri
    siirseviyorum
    hayateylul
    fiktev
    genetiknedir
    sbndrk
    hubeyb33
    bayramsekeri
    enginsalli
    erva
    webtc
    rahmettfm
    zehirliok
    ahid77
    sonsuzruh
    umut27
    ResuleVuslat

    Videolar

    Ezgiler

    Kitaro-Koi.mp3

    Ziyaretçi Sayısı

    Ayın Kitabı

    Yoldaki İşaretler

    Geocounter

    Kitap Dünyası

    Elkitap.com

    Avrupa Birliği, Türkiye Ve İslam

    Yeni Soğuk Savaş

    Yavuz Bıyıklılardan Bıyıksızlara

    Tarih Tasarımı

    Modernleşme: Başkaldırı Ve Değişim

    Yakaza

    İslam Deklarasyonu

    Hayata Armağan Öyküler

    Düşünen Öyküler

    Anne Baba Çocuk Öyküleri

    Gökkuşağı Öyküleri

    Bilgelik Öyküleri

    Sevgi Ve Şefkat Öyküleri

    Rahmet Öyküleri

    Gülümseyen Öyküler

    Başarı Öyküleri

    İlham Öyküleri

    Mutluluk Öyküleri