Fıtrat Nedir?

2007-11-26 08:53:00

 

Sorumuza yan blogda oturan kardeşimiz GülRuh hanımefendinin cevabı:

 

susmak-1.jpg picture by Rahmetli
HER İNSAN FITRAT ÜZERİNE DOĞAR
Önce Fitrat kavraminin kelime anlami nedir onu aciklayaim.
Fıtrat, islam dininde bir kavram, özellikle tasavvufla önemli bir yer tutar. Fıtrat Allah'ın islamı ve esaslarını bulmaya anlamaya ve kabul etmeye uygun bir şekilde yaratılmasidir.
***
Sonra bir alimin gözünden Fitrat`i anlamaya calisalim.
Yaratılış, yapı, karakter, tabiat, mizaç, eğilim, hazır olmak, huy, cibilliyet, içgüdü, istidât gibi manalara da gelir. Terim olarak fıtrat: "Allah Teâlâ'nın mahlûkatını kendisini bilip tanıyacak ve idrak edecek bir hal, bir kabiliyet üzere yaratmasıdır (İbn Manzur, Lisânü'l-Arab)
***
Bir ayetle örnek verelim Fitrat konusuna...
"Nefse ve onu şekillendirene... Ona bozukluğunu ve korunmasını ilham edene andolsun ki nefsini temizleyen iflâh olmuş, onu kirletip örten ziyana uğramıştır. Semûd, azgınlığından yalanlandı... Rableri de günahları yüzünden azabı başlarına geçirdi, orayı dümdüz etti"
***
Fitrat üzerine bir hadis ....
"Her çocuğu annesi fıtrat üzere dünyaya getirir. Onun bu hali konuşma çağına kadar devam eder, sonra ebeveyni onu hristiyan; yahûdi, mecûsî yapar. Eğer ana-babası müslüman iseler, çocuk da müslüman olur.

ve sonuc olarak

İnsan ruh ve zekasının aslî fıtratı da Hakkı tanımak ve Yaratanından başkasına kul olmamak içindir.

***
... benim anladigim kadar ile özden gelip,

bu dünyada imtihanlarla özü bulmadaki hal...

http://www.dunyayacilanpencerem.blogspot.com

 

Sorumuza Tillsim kardeşimizin cevabı:

Fıtrat klasik tanımıyla insanın yaradılışında var olan duygu,  düşünce ve yöneliminin tamamını ifade eder.

İnsanın bu iç dünyasında his ve duygularının şekil almasında fıtratın büyük bir rolü vardır.

Fıtrat insanın yaratılışındaki öz suyu olarak da tanımlanabilir. Yaşama bakış açısını şekillendirmede de büyük rolü vardır. Dışardan bu içe bakış mümkün olmadığından insanlar hep birilerini değerlendirirken dışarıdaki etkilere göre değerlendirirler.

Elbette bu büyük bir yanılgıdır.

Bazen insanın yaratılış özüyle alakalı durumlar vardır.

Her eşyanın ruhu her dinin temsilcileri olduğu gibi her insanın da özel kabul edecek bir fıtratı vardır.

Bu fıtratı aklımızda tutarak insanlara buna göre özel davranmalıyız ve şu hadisi unutmamalıyız.

Her insan bir kainattır.

Bir insanı kurtarmak bir kainatı kurtarmak gibidir.

Eğer öyleyse bizde her insanın özel olduğunu kabul edip onun fıtratı yönünde hareket ettiğini bilip.

Ona göre empati yapmaya çalışmalıyız.

Anlamadığımız noktada ise Allaha sığınıp o insanın yüreğindeki en derin hisleri,

duyguları anlamak için dua etmeliyiz.

Bu dua ediş farklı fıtratı

yani farklı bir alemi anlamakta bizlere en derin düşünceleri kesinlikle katacaktır.

 

http://tillsim.blogcu.com/

 

Ruzun kardeşimizin cevabı:

 

"Fıtrat" nedir?..
Oldukça önemli bir sual!
"Fıtrat", zuhûra gelecek tecellîlerin programlanışı ve yaratılışıdır.
Bu tohum yaratılışından itibaren, kendine en uygun tecelliler ile beslenir, büyür yeşerir, ta ki yaratışındaki gayeye uygun hizmeti eder.
O tecellîlerin zuhûru ta ki onda sona erer ki; bu an tekâmülünün de zirvesidir, artık onun rızkı da sona ermiş olur ve tekrar aslına rücû eder.
"HEPSİ FITRATLARINA GÖRE HAREKETLERDE BULUNUR." (17-84)
Ve burada son olarak bir cümleyi daha söyleyebiliriz ki; ondan sonrası ne dile gelir ne de kaleme.
"ŞÜPHESİZ Kİ BİZ HER ŞEYİ KADERİYLE HALKETTİK" (54-49)
Bu durakta öğreneceğin sırlardan birisi de, fıtratın mı kader îcâbı olduğu, yoksa fıtratın mı kaderi meydana getirdiği mevzûudur.
Buna başka bir ifade ile, ilim mi malûmu, yoksa malûm mu ilimi meydana getirmiştir diyebiliriz.
Burada,
"ANDOLSUN, SEN BUNDAN GAFLETTE İDİN, İŞTE SENDEN PERDENİ KALDIRDIK." (50-22)
Âyeti tecellî etmiş; gerçeği müşahede etmiş olursun. Bundan sonra:
"NEREDE OLURSANIZ O SİZİNLE BERABERDİR." (57-4)
Âyetinin dahi mânâsına vâkıf olursun!.
Aman sakın!.. Gene de edebe riayet et!.
Çünkü daha idrâk edemediğin nice gerçek var ki, gene de sen, ilminle o gerçeğe göre yetersizsin.
O takdirde, bunu tefekkür et ve yaradanına aczini beyan et!.
Efendimiz bile günde en az yetmiş defa istiğfar dilerdi. Henüz Zât'ın künhünü idrâk edemediğini bildiği için.... Ve bu biliş elbette ki muhaldir.
Bu durumda dersin:
"RABBİM iLMİMİ ARTTIR." (20-114)
Ki, mümkün olduğu kadar, "gizli şirkten" kaçayım. Yanlış zanlardan kaçınayım... Çünkü bilirsin ki, ne olursa olsun O'nu ihata edemezsin!
"GÖZLER O'NA ERİŞMEZ." (6-103)
Yani, yaratılmış olandır!.Yaradanı ihâta edemez!.
Herhangi bir eserin, sahibini ihâta etmesine imkân var mıdır?

http://ruzun.blogcu.com

 

Ebvaa Kardeşimizin cevabı:

 

Fıtrat, herhangi bir şekilde halk eden değil, varoluş gayesine bağlı olarak halk edendir. Bütün mevcûdatın halk edilişindeki ilk aşamadır.

-Birimin ya da varlığın varoluş gayesini oluşturan programdır. Kudret sıfatının zuhûruyla oluşur, diye düşünüyorum.

-Varlığın özündeki yaratıcılığın kendi mânâlarını seyretmek için Esmâ’sını belli terkipler halinde programlaması ve âşikâre çıkartması .

-Allah'ın seyretmeyi dilediği terkibin oluşması fıtrat’tır. Dilemesiyle oluşur.

-Dilediği gayeye uygun olarak birimlerindeki Esmâ terkibine denir fıtrat...

-Öz yapının dilediğini oluşturma mekanizmasıdır.

-Yaradılış özelliğimiz, programımızdır. 120. günden oluşarak doğum anına kadar sürer.

-Seyretmeyi dilediği mânâları, Esmâ terkipleriyle, mânâlara uygun bir biçimde ortaya koyan...

-Tek'in dilediğini dilediği programla oluşturmasıdır.

-Fıtrat, ilâhi programlamadır. Tüm mevcûdatın özündeki programlamadır.

-Teslim olunan program. Boyutsal inişle tafsîle gelen Âyân-ı Sâbite’nin çoklukta algılanışı.

-Var edilenin varoluş programı (düzeltme)

-Fıtrat, mânâlarımın seyridir. Ne oranda dilediysem seyri de ona göre oluşur.

-Varlıkların varoluş gayesi.

-Fıtrat, varoluş programıdır...

-Ortaya çıkacak tecellilerin programlanması ve yaratılmasıdır...

-Allah’ın programlamasıdır... Dilemesiyle oluşur...

-Her boyuttaki birimlerin varoluş amaçlarına uygun olarak formatlanmasıdır.

 

“HEPSİ FITRATLARINA GÖRE HAREKETLERDE BULUNUR.” (17-84)

 

“ŞÜPHESİZ Kİ BİZ HER ŞEYİ KADERİYLE HALKETTİK” (54-49)

 

http://ebvaa.blogcu.com

 

TevhidGenç kardeşimizin cevabı:

 

Rûm 30
(Mekkî 84) Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiç bir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.

Allahın mağhlukat için belirlemiş olduğu "işletim sistemi". bu mağhluku en kamil ( işlevselliğini en üst düzeyde ve en doğru yerde kullanmak ) düzeyde KULLANMAYA yarar.
Zaten ayet yeterince açık sanıyorum. bu 3. soruda bahsettiğiniz ahseni takvim mevzusu ile aynı başlıkta aynı kulvarda aynı noktada zuhur eden bir hadise.
Ahseni takvim ( en güzel bir biçim ) in işlendiği yüzey, aktarıldığı kab'ı, FITRAT olarak algılayabiliriz. Kabın kendisini değilde dolduktan sonraki haline.

ahseni takvim hadisesini direk mecaz olarak alıyoruz. O ayeti her okuyuşumda direk MECAZ olarak telakki ediyorum. lakin taberinin farklı teşhiside güzel. Her şeyin yaratılışta GÜZEL olduğu ve İnsanda yaratılışta güzel ama zaman geçtikçe ( ihtiyarladıkça ) esfele safilin ( aşağıların aşağısı ) çirkin bir hale gelir. bu hadiseyi mecaz olarak algıladığımızda da aynı hususu görebiliyoruz.

Fıtrat. yaratılışta temiz olan, güzel şeylere temayüllü olan İSLAM olan ken zaman içerisinde dejenere edilebilen. insanın manevi bir boyutudur. insanın güzelliği burdan sudur eder. Ahlak kelimesi ( halak = yarattı ) kelimesinden türetilen bir kelimedir. ahlak kelimesini bu kök kelimeye atfen algılamaya çalışırsak. insan yaratılışındaki pakılığına ( fıtratına ) yakınlığı nisbetinde ahlaklıdır. İNSANDIR.

Allahul a'lem

 

http://tevhidgenc.blogcu.com

 

 

 

 

 

 

3231
0
0
Yorum Yaz