Fizilal'il Kuran'dan... devamı - İyilik su gibidir, içmeyen ölür..... - Blogcu



İyilik su gibidir, içmeyen ölür.....

25/6/2007 - Fizilal'il Kuran'dan... devamı

Kategori: Seyyid Kutup

İNSANLIK VE DİNLER TARİHİ

 Yazının başlangıcı için tıklayın!>

Şu anda, sure içinde bu hikâyelerin peşpeşe sıralanışı ve bunun insanlık tarihi içindeki İslâm inancının stratejisine işaret etmesi meselesine gelmiş bulunuyoruz.

Daha önce Hz. Nuh'un -selâm üzerine olsun- hikâyesini değerlendirirken, insanlığın bildiği ilk inanç sisteminin İslâm olduğunu ve insanlığın bu inanç sisteminin insanlığın ilk babası Hz. Adem'den -selâm üzerine olsun- sonra insanlığın ikinci babası Hz. Nuh'dan -selâm üzerine olsun- daha sonra da gelen tüm peygamberlerden öğrendiğini belirtmiştik. Yine İslâmın; inanç, düşünce; kulluk ve sembolik davranışlara ilişkin direktifler açısından ilahlığın birliğini, itaat etme, uyma, otoritesine girme ve boyun eğme açısından Rabblığın birliğini öngördüğünü vurgulamıştık. İslâmın otorite, hakimiyet, yönlendirme ve yasama birliği olduğunu açıklamıştık.

Aynı şekilde -ister inanç, düşünce, ibadet ve sembollerdeki cahiliye olsun, ister otoriteyi kabul etme, ùyma, itaat etme ve boyun eğmedeki cahiliye olsun, ya da her ikisi beraber olsun- cahiliyenin de sonradan ortaya çıktığını belirtmiştik. İnsanların, peygamberler -selâm üzerlerine olsun- aracılığı ile İslâmı öğrendikten sonra inançları, düşünceleri bozulduğu gibi, Allah`dan başkasına boyun eğdiklerinden dolayı, hayatları ve siyasal rejimleri de bozulmuştur. İnsanların Allah'dan başkasına boyun eğmeleri, ister bir totem, bir taşa, bir ağaca bir yıldıza, bir gezegene, bir ruha ya da değişik ruhlara uymaları şeklinde olsun, ister insanın insana boyun eğmesi, yani kâhinlere, büyücülere ve egemenlere uyması şeklinde olsun, aralarında bir fark yoktur. Allah'dan başkasına boyun eğmenin ve her iki şekli de tevhidden şirke sapmayı, İslâmdan çıkıp cahiliyeye girmeyi ifade etmektedir.

Hiçbir şekilde batılın sızmadığı kitabında yüce Allah'ın dile getirdiği tarihsel sıralama ile "karşılaştırmalı dinler tarihi" bilginlerinin uyduğu yöntemin ve bu yöntemle vardıkları sonucun yanlışlığı ortaya çıkmış oluyor.

Karşılaştırmalı Dinler Tarihi"nin izlediği yöntem yanlıştır. Çünkü yöntem, insanlığın sonradan öğrendiği cahiliyenin çizgisini izlerken, peygamberlerin getirdiği tevhid çizgisini görmezlikten f;eliyor. Onlar cahiliyenin gelişim sürecini izlerken bile, sadece cahiliye dönemlerinden kalabilmiş ve tarihin kaydettiği izleri gözönünde bulunduruyorlar. Halbuki tarih bilimi yeni ortaya çıkmış ve insanlığın tarihinin çok azını içermektedir. Bu az kısmını dahi zan ve tercih yoluyla öğrenmektedir. Öyle ki, tarihte yaşanmış herhangi bir cahiliye dönemini incelerken, peygamberlerin getirdiği tevhidin izine rastlayacak olurlarsa -eski Mısır dinlerindeki Ahnaton inancındaki tevhidi özellik gibi- yine de -bir ihtimal de olsa- peygamberlerin getirdiği tevhidin etkisini görmezlikten gelmeyi tercih ederler. Oysa Ahnaton Mısır'da Hz. Yusuf döneminden ve onun tevhïd inancını tebliğ etmesinden sonra gelmiştir. Nitekim Kur'an-ı Kerim Yusuf suresinde Hz. Yusuf'un zindan arkadaşlarına söylediklerini şu şekilde şöylece hikâye etmektedir:

"Ey hapishane arkadaşlarım, çok sayıda ilaha inanmak mı, yoksa ezici iradeli, tek Allah'a inanmak mı daha iyidir?"

"Allah'ı bir yana bırakarak taptığınız düzmece ilahlar, ya sizin, ya da atalarınızın taktığı birtakım boş, içeriksiz adlardan başka bir şey değildirler. Allah onlara hiçbir güç vermiş değildir. Egemenlik sadece Allah'ın tekelindedir. O yalnız kendisine kulluk sunmanızı emretmiştir. Dosdoğru din, işte budur. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyor." (Yusuf: 39-40)

Dinler Tarihi bilginlerinin böyle yapmalarının nedeni, izledikleri yöntemin dini yönteme düşmanlık ve karşıtlık esasına dayanmasıdır. Bu da Avrupa'da kilise ve bütün bilimsel araştırmalar arasında tarihin bir döneminde başgösteren mücadeleden kaynaklanmaktadır. Bu yöntem öncelikle, bizzat kiliseyi ortadan kaldırmak için kilisenin iddialarını temelden yalanlayacak sonuçlar elde etmek üzere geliştirilmiştir. Bu yüzden daha baştan itibaren sapık bir yöntemdir bu. Çünkü daha araştırmaya başlamadan, önceden belirlenmiş sonuçları elde etmeye çalışmışlardır.

Hatta kilisenin ilmi, siyasi ve ekonomik egemenliği yıkılıp, kiliseye karşı beslenen düşmanlığın hiddeti dindikten sonra bile bu yöntem kullanıla gelmiştir. Çünkü dayandığı temellerden ve bu temellere göre şekillenen, gittikçe de yöntemin vazgeçilmez kuralları haline gelen prensiplerden kurtulamamıştır.

Elde edilen yanlış sonuçlara gelince, bunlar temelden bir yanlışa dayanan yöntemin kaçınılmaz vesilesidir. Bu yanlış, dinler tarihinin izlediği yöntemin vardığı tüm sonuçların değişmez özelliğidir.

İzlediği yöntem ve vardığı sonuç ne olursa olsun, dinler tarihinin açıklamaları Kur'an-ı Kerim'de sunulduğu şekliyle ilahi açıklamalarla temelden çelişmektedir. Müslüman olmayan birisinin herhangi bir meselede açıkça yüce Allah'ın sözü ile çelişen sonuçları kabul etmesi normal sayılsa da, bir araştırmacının, araştırmasını insanlara sunarken "müslüman" olduğunu vurgulayarak bu sonuçları kabul etmesi normal bir şey değildir. Çünkü İslâm ve cahiliye meselesini, insanlık tarihinde İslâmın cahiliyeden önce varolduğuna, tevhidin çok tanrıcılıktan ve putperestlikten önce bilindiğine ilişkin Kur'an'da yeralan açıklamalar yorum kabul etmez, kesin açıklamalardır. Bunlar, din açısından bilinmesi zorunlu olan hususlar arasında yeralırlar. Bu konuda dileyen "Karşılaştırmalı Dinler Tarihi" bilginlerinin vardığı sonuçları kabul edebilir. Herkes yüce Allah'ın sözü ile dinler tarihi bilginlerinin sözleri arasında dilediğini tercih etme hakkına sahiptir. Diğer bir ifade ile İslâmı ya da küfrü tercih edebilirler. Çünkü yüce Allah'ın bu konudaki sözü anlaşılır ve açıktır. Dolaylı ya da anlam itibariyle varılan bir sonuç değildir.

Her ne ise, bu son değerlendirmede açıklamak istediğimiz konu bu değildir. Biz burada insanlık tarihi içinde İslâm inancının hareket stratejisini gözler önüne sermeyi amaçlıyoruz. İslâm ve cahiliye sürekli insanları kendilerine çekmeye çalışmışlardır. Şeytan da bu çift tabiatlı ve çift boyutlu yaratığın zaafından ve yapısındaki eksikliklerden yararlanarak onu azdırmıştır. İnsanlar İslâmı tanıdıktan sonra, ondan ayrılıp cahiliyeye girmişlerdir. Bu cahiliye hayatı son noktasına varınca, yüce Allah onlara kendilerini yeniden İslâma döndürecek bir peygamber göndermiş, onları cahiliyeden kurtarırken, Allah'ın dışında bir sürü tanrıya boyun eğmekten ilk önce her konuda sırf Allah'a boyun eğmeye çağırmıştır. Yalnızca ibadet kastı taşıyan sembolik davranışlarda değil, kalpte yereden inanç noktasında...

Bu bakış açısı, günümüzün toplumlarının konumlarını değerlendirmede, aynı şekilde İslâma davet hareketinin tabiatını açıklamada bize büyük yarar sağlayacaktır.

Bugün topyekün insanlık, son peygamber Hz. Muhammed'in -salât ve selâm üzerine olsun- kendilerini çekip çıkardığı cahiliye hayatını, kapsamlı bir geriye dönüş sürecini (gericiliği) yaşıyor. Bu cahiliye değişik şekillerde somutlaşmaktadır bugün.

Günümüz cahiliyesinin bir kısmı Ateizmi, Allah'ın varlığını inkâr şeklinde belirlemektedir. Bu, inanç ve düşünce alanında içine düşülen cahiliyedir. Komünistler gibi.

Bir kısmı da Allah'ın varlığını bulanık da olsa kabul etmekle beraber, ibadet kastı taşıyan davranışlarda, boyun eğmede, itaat etmede, emirlere uymada sapıklık şeklinde belirmektedir. Hindu ve benzeri putperestlerin cahiliyesi gibi... Ayrıca yahudi ve hristiyanların cahiliyeleri de bu kategoriye girmektedir.

Günümüz cahiliyesinin bir kısmı da Allah'ın varlığını gereği gibi kabul etmekte, ibadet kastı taşıyan sembolik davranışları ona yönelik olarak yerine getirmektedir. Ama "Allah'dan başka ilah yoktur, Muhammed, Allah'ın peygamberidir" şehadet cümlesinin anlamında büyük bir sapıklık içindedir. Ayrıca boyun eğme, emirlere uyma ve itaat etme noktasında tam bir şirk hayatı yaşamaktadır. Kéndilerini "müslüman" olarak adlandıran toplumlar bu kategoriye girmektedir. Bunlar, şahadet cümlesini son derece yanlış anlamalarına, Allah'dan başka birtakım kullara boyun eğmelerine rağmen, sırf şahadet cümlesini dilleri ile söylemekle, sembolik ibadet şekillerini yerine getirmekle müslüman olduklarını, İslâm sıfatını ve müslümanlık haklarını kazandıklarını sanıyorlar.

Bunların da hepsi cahiliyedir. En başta değindiğimiz komünistlerinki gibi. Allah'ı inkârdır. Ya da putperestlerinki gibi Allah'a ortak koşmadır.

İnsanlığın pratik hayatına yönelik bu tarz açık bir bakış açısı, insanlığın topyekün kapsamlı bir cahiliye hayatına döndüğü düşüncesini doğrulamaktadır. İnsanlığın, İslâmın defalarca çekip çıkardığı cahiliyeye doğru uğursuz bir geriye dönüş sürecini yaşadığını ortaya koyacaktır. İnsanlığı cahiliye hayatından çekip çıkaran İslâmın son şekli Hz. Muhammed'in -selâm üzerine olsun- eliyle gerçekleşmişti. Bu da İslâmi diriliş hareketinin öncülerinin temel rollerinin mahiyetini belirlemektedir. İnsanlığa karşı yerine getirmeleri gereken esas görevlerini, bu görevi yerine getirirken işe başlamaları gereken ilk noktayı göstermektedir.

İslâmi dirilişin öncüleri, ilk önce insanları yeniden İslâma girmeye, yeniden içine yuvarlandıkları uğursuz cahiliyeden çıkmaya davet etmelidirler: İnsanlara İslâmın esas anlamının, Allah'ın tek ve ortaksız ilahlığına inanmak, kulluk kastı taşıyan davranışları yalnızca Allah'a sunmak, hayata ilişkin her meselede sadece Allah'a boyun eğmek, O'na itaat etmek, O'na uymak olduğunu ve bu anlamlar gerçekleşmediği sürece, İslâma girmenin mümkün olmadığını, bunlar gerçekleşmediği sürece insanların müslüman sayılmayacağını belirtmelidirler. Bu noktalar tamamlanmadığı sürece, İslâmın can ve mal konusunda kendilerine tanıdığı hakların geçersiz olduğunu, bu noktalardan birinin yerine getirilmemesi tamamının yerine getirilmemesi gibi olduğunu, insanı İslâmdan çıkarıp cahiliyeye yuvarladığını, bu durumda insanın kesinlikle müşrik, kâfir olacağını açıkça vurgulamalıdırlar.

Şu anda, İslâmdan sonra ortaya çıkan cahiliye dönemlerinden biri yaşanmaktadır. İnsanları bir kez daha Allah'a döndürmek, kula kulluktan çıkarıp, tek ve ortaksız Allah'a kul yapmak için cahiliyeye karşı koyan İslâmi dönem de başlamalıdır.

İnsanlık hayatının bu uğursuz döneminde her tarafı kaplayan cahiliyeye karşı mücadele eden müslüman kitlenin gönlünde bu meselenin bu şeklide açıklık ve kesinlik kazanması kaçınılmazdır. Çünkü bu mesele, bu tarz bir açıklığa ve kesinliğe kavuşmazsa, İslâmi dirilişin öncüleri insanlık tarihinin bu zorlu döneminde görevlerini yerine getirmek konusunda zayıf kalacaklardır. Kendisini müslüman toplum zanneden cahiliye toplumu karşısında tereddüt geçireceklerdir. İddialara göre değil, insanlığın pratik durumuna göre ele almaları gereken başlangıç noktasını yitirmekle, gerçek hedeflerini de yitireceklerdir. Çünkü iddialarla gerçek arasındaki mesafe çok uzak bir mesafedir, çok...

 

Yazının devamı için tıklayın!>

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-06-25 11:07:11 - esselamu aleyke..

Yazan rufeydem
öncelikle yazilariniz takip ettigimi söylemek isterim.. Allah cc yardimciniz olsun.. SIzin gibi insanlar sayili..bu zamanda..Seyyid kutup en sevdiiigm yazarlardan bir tanesi..ALLAH cc rahmeti ve bereketi üzerinize olsun..
fi emanillah..
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Her birimiz bir kelebeğiz aslında... Ne kadar kaldınız sorusuna, Bir kelebek kadar bile diyemiyeceğiz...

Son Yazılar

Kur'an'ın Gölgesinde.../Seyyid Kutub
HZ. PEYGAMBER’İN ÜMMETİNE BIRAKTIĞI REHBER NE İDİ?
Kur'ân ve Sünnet Üzerine
SREBRENİTSA'yı unutmadık...
Kınasın Dünya...

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Dost Siteler

Fikir&Yorum
İktibas Dergisi
Haksöz Dergisi
İktibas Forum
Fecr'in Bloğu
Öze Dönüş
Tevhide Doğru

Diğer Sayfalarım

YouTube
MuslimSpace
LiveSpace
WordPress

Kategoriler

Sohbet Kutusu


NeoCounter

   

Arkadaşlarım

rumuzsehadet
medreseizehra
dernekli
tevhidgenc
birlahza
ruman
ahmet oğuzcan
delaledilemin
yozgatnur66
elfckmk
mnelam
metinol
yeniirmak
mevlana1
receppiskin
dilsizmutercim
bennur76
tefani
tillsim
otoelektrik
ebuzerasrisaadet
kardelensiz
chamdali
kadifece
kalpsevmektenyorulmaz
hayatdenilen
hakikatburada
rufeydem

Videolar

Ezgiler

Kitaro-Koi.mp3

Ziyaretçi Sayısı

Ayın Kitabı

Yoldaki İşaretler

Geocounter

Kitap Dünyası

Elkitap.com

Avrupa Birliği, Türkiye Ve İslam

Yeni Soğuk Savaş

Yavuz Bıyıklılardan Bıyıksızlara

Tarih Tasarımı

Modernleşme: Başkaldırı Ve Değişim

Yakaza

İslam Deklarasyonu

Hayata Armağan Öyküler

Düşünen Öyküler

Anne Baba Çocuk Öyküleri

Gökkuşağı Öyküleri

Bilgelik Öyküleri

Sevgi Ve Şefkat Öyküleri

Rahmet Öyküleri

Gülümseyen Öyküler

Başarı Öyküleri

İlham Öyküleri

Mutluluk Öyküleri