Kur'an'ın Beyana İhtiyacı Var mı? - İyilik su gibidir, içmeyen ölür..... - Blogcu


İyilik su gibidir, içmeyen ölür.....

19/6/2007 - Kur'an'ın Beyana İhtiyacı Var mı?

Kategori: kavramlar

KURAN'IN BEYANA İHTİYACI VAR MI?

Günümüz Müslümanlarının Kur'an'ı anlama konusunda karşılaştığı güçlüklerden çoğu Kur'an'ın anlaşılmaz olmasından değil, kişisel zaaflardan, asırlardır geliştirilen yanlış yönlendirmelerden, Kur'an'ı anlama konusunda daha önce varolan peşin hükümleri ve öncülleri bir yana bırakamamadan kaynaklanmaktadır. Geçmiş alimlerin çoğunun, kritik eden ve doğruyu yanlıştan ayırmaya yönelik çalışmalar yerine, salt aktarıcılığı yeğlemeleri, tarihin bir döneminde şu ya da bu nedenle anlamlarında sapma meydana gelen Kur'ani kavramların bu yanlış anlamlarının günümüze değin gelmesinde önemli bir rol oynamıştır. Zamanla bir Kur'ani kavramın ne olduğu ve mahiyeti konusunda ilk etapta Kur'an'a başvurulacağı yerde Kur'an dışındaki kaynaklarda o kavram hakkında nelerin söylendiği araştırılır olmuştur.

Kur'ani kavramlara, Kur'an'da yüklenen anlamların dışında manalar yüklenmesi, doğal olarak insanların Kur'ani kavramlar kullanmalarına karşın düşüncelerinin Kur'an'ın çok uzağında şekillenmesine neden olacaktır. Bu çalışmamızda, anlatmaya çalıştığımız konuyla ilgili olarak, Kur'ani kavramların Kur'an'da nasıl kullanıldığı ve bu kavramlara ne gibi bir anlam yüklendiği, buna mukabil günümüzde nasıl anlamlandırıldığına ilişkin iki kavramı örnek olarak seçeceğiz. Ele alacağımız bu iki kavramdan bilhassa birincisi genellikle meal ve tefsirlerde yanlış olarak Türkçe'ye çevrilmekte ve dolayısıyla zihinlerde çok farklı bir imajın doğmasına neden olmaktadır. Bu konudaki hassasiyetimiz; anılan ibarenin yanlış olarak Türkçe'ye çevrilmesinden duyduğumuz rahatsızlıktan ziyade, bu yanlışlığın üzerine çok daha başka ve temel yanlışlıkların bina edilmesinden kaynaklanmaktadır.

Aslı B-Y-N olan ve Kur'an da fiil olarak çoğunlukla beyyene ve tebeyyene babları kullanılan bu kelime genellikle açıklamak, tefsir etmek, yorumlamak ve tamamlamak anlamlarında kullanılmaktadır. Bu bağlamda örneğin Nahl suresi 44. ayete: "Açık delillerle ve Kitaplarla sana da bu zikri indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın (litubeyyine) ta ki düşünüp öğüt alsınlar." şeklinde anlam verilir. Açıklamak ifadesi Türkçe sözlüklerde; "bir sözün bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, tefsir etmek ya da bir sorunun örtülü kalan yönlerini aydınlatmak, izah etmek", şeklinde tanımlanmaktadır. Dolayısıyla yukarıdaki ayette geçen "litubeyyine" kelimesi açıklamak şeklinde çevrildiğinde; Peygamberin (S.A.) Allah'tan gelen ayetlerin örtülü kalan yanlarını izah ettiği ya da ayetlerin ne anlatmak istediğini yorumlayarak anlattığı şeklinde bir sonuç çıkmaktadır. Genellikle de yukarıda örneği verildiği üzere ayetlerin beyan edilmesi ibaresinden Peygamberin vahyi yorumladığı, anlaşılmayan yönlerini aydınlattığı anlaşılmış ve anlatılmıştır.

Oysa beyyene fiili, ortaya koymak, açığa vurmak, gizli kalmış bir şeyi ortaya çıkarmak, duyurmak, haberdar etmek demektir. Kur'an'da da hep bu anlamda, gizleme (keteme) ve örtmenin (hafeye) zıddı olarak kullanılmıştır. Örneğin: Bakara suresi 159. ayette; "İndirdiğimiz açık delilleri (beyyinat) ve hidayeti biz kitapta insanlara açıkça belirttikten (beyyennahu) sonra gizliyorlar (yektumune), işte onlara hem Allah lanet eder, hem de bütün lanetçiler lanet eder." Yine Al-i İmran suresi 187. ayette; "Allah kendilerine kitap verilenlerden Onu insanlara duyuracaksınız (letubeyyinunnehu), gizlemeyeceksiniz (la tektumunehu) diye söz almıştı, fakat onlar verdikleri sözü arkalarına attılar ve az bir değere değiştiler. Alışverişleri ne kötüdür!" şeklinde kullanılmıştır. Bu ayetlerden açıkça anlaşılacağı üzere beyyene fiili gizleme anlamına gelen keteme fiilinin karşıtı olarak ortaya çıkarma anlamında kullanılmaktadır. Maide suresi 15. ayette ise; "Ey Kitap ehli Resulümüz size geldi. Kitaptan gizlediğiniz (tuhfune) şeylerin çoğunun sizin için ortaya çıkarıyor (yubeyyinu), çoğundan da geçiyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi." denilerek ehli kitabın kendilerine gönderilen kitapta yaptıkları tahrifat sonucu gizledikleri birçok konunun Resulullah Muhammed (A.S.) tarafından yeniden ortaya çıkarıldığı vurgulanmaktadır.

Beyyene fiilinin Kur'an'daki diğer kullanımlarında da biraz önce belirttiğimiz ortaya koyma, açığa çıkarma, duyurma, haberdar etme anlamları hakimdir. Örneğin İbrahim suresi 4. ayette duyurma, haberdar etme anlamına kullanılmaktadır; "Biz her peygamberi kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara duyursun (litubeyyine). Sonra Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. O azizdir, hikmet sahibidir."

Kitap, insanların anlaşmazlığa düştükleri konularda Allah'ın hükmünü ortaya koymak, insanların sakınacakları şeyi açığa çıkarmak için indirilmiştir. Aşağıdaki ayetler bu konu ile ilgilidir:

"Sana Kitab'ı hakkında anlaşmazlığa düştükleri şeyi açığa çıkarman (litubeyyine) ve iman eden bir toplum için yol gösterici ve rahmet olsun diye indirdik." (16/64) (Bkz. aynı anlamda 16/39, 43/63)

"Allah, doğru yola ilettikten sonra, sakınmaları gereken şeyleri ortaya koymadıkça (yubeyyine) bir toplumu saptırmaz. Allah her şeyi bilendir." (9/115) (Bkz. 2/187)

"Ey Kitab ehli! Elçilerin arasının kesildiği bir boşluk meydana geldiği sırada size elçilerimiz geldi, haberdar ediyor ki (yubeyyinu) bize bir müjdeci ve uyarıcı gelmedi demeyesiniz. İşte müjdeci ve uyarıcı geldi. Allah her şeye gücü yetendir." (5/19)

Kitap ayrıca insanlar arası ilişkilerde insanların kendi başlarına karar verip düzenleme yapamayacakları konulara açıklık getirmek amacıyla indirilmiştir. Örneğin, içki ve kumar (2/219), evlilik ve zina (2/221), (4/26), boşanma (2/242), miras (4/176), yemin ve kefareti (5/89), iftira (24/18), çocukların ebeveynin yanına giriş ve çıkışı (24/58-59), başkalarının evine giriş ve orada nasıl davranılacağı (24/61) konularında Allah'ın hükmü ayrıntılı olarak ortaya konarak konulara açıklık getirilmektedir. Buna bir örnek olarak Bakara suresi 219. ayeti zikredebiliriz:

"Sana içki ve kumardan soruyorlar, de ki: O ikisinde büyük günah vardır. İnsanlara bazı faydaları varsa da günahları yararlarından büyüktür; ve sana Allah yolunda ne infak edeceklerini sorarlar. De ki: Af (artanı). Allah size ayetlerini böylece duyuruyor ki düşünesiniz."

Tebeyyene fiili Kur'an'da, ortaya çıkmak, belli olmak, aşikar olmak, farkına varmak, araştırmak anlamlarında kullanılmakta ve tüm kullanımlarda tefsir etmek ve yorumlamakla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.

Farkına varmak, ayırdetmek, anlaşılmak anlamlarında Kur'an'da şu ayetler kullanılmaktadır:

"(Süleyman'ın) ölümüne hükmettiğimizde onun öldüğünü, ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Süleyman) yıkılınca anlaşıldı ki (tebeyyenet) eğer cinler gaybı bilseydi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı." (34/14)

Oruçla ilgili olarak Bakara suresi 187. ayette hükümlerin ortaya konulması sırasında "...şafağın beyaz ipliği siyah iplikten ayırdedilinceye (yetebeyyene) kadar yiyin için..." denilerek tebeyyene fiili iki şeyin birbirinden ayırdedilmesi anlamında kullanılmaktadır.

Yine kimi ayetlerde apaçık belli olmak, aşikar olmak anlamlarında şu şekilde kullanılmaktadır:

"Ehli kitaptan çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan (tebeyyene) sonra, sırf içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler..." (2/109)

"Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır (tebeyyene)" (2/256) (Bkz. 47/25, 32)

"Hak ortaya çıkmışken (tebeyyene) sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle tartışıyorlar." (8/6)

Kur'an'da tebeyyene bir şeyin hakikatini araştırmak anlamında Hucurat suresi 6. ayette; "Ey iman edenler size fasık bir adam haber getirdiğinde onun doğruluğunu araştırın (fetebeyyenu). Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz." (Bkz. aynı anlamda 4/94) şeklinde kullanılmıştır. Bane fiilinin masdarı olan beyan Rahman suresinin 4. ayetinde Kur'an'ın bir ismi olarak zikredilmektedir. Ayrıca Al-i İmran suresi 138. ayette "Bu (Kur'an) insanlara bir duyuru (beyanun), muttakilere yol gösterme ve güzel öğüttür" denilerek Kur'an'ın bir beyan olduğu tekrarlanmaktadır. Kıyamet suresinde ise; müşriklerin sürekli baskıları ve yönelttikleri çeşitli sorular karşısında Peygamber (A.S.)'in aceleci bir davranışla kendiliğinden cevap vermeye çalışması üzerine, böyle davranmaması gerektiği, Kur'an'ın bir sistem olarak toplanmasının ve okutulmasının (duyurulmasının) Allah'a ait olduğu belirtildikten sonra "Sana (Kur'an'ı) okuduğumuzda onun okunuşunu takip et. Sonra onun beyanı da bize aittir." (75/18-19) denilmek suretiyle Kur'an'ın açıklanmasının (beyan edilmesinin) yalnız ve yalnız Allah'a ait olduğu hatırlatılmaktadır. Yukarıda zikrettiğimiz ve zikretmediğimiz Kur'an'ın diğer ayetlerinde beyyene ya da tebeyyene kelimeleri hiçbir zaman tamamlamak, tefsir etmek, yorumlamak, anlaşılmayan, müphem kalan hususları izah etmek anlamında kullanılmamıştır. Kaldı ki tefsir etmek, yorumlamak daha önce varolan ve açıkça anlaşılamayan bir söz ve davranış üzerinde yapılabilir. Oysa Kur'an'ın mesajı Kur'an'ın indiği toplumda bilinmiyordu. Bu nedenle bilinmeyen bir şeyin yorumlanması mümkün değildir. Ancak mümkün olan şey; onun bilinir kılınması diğer insanların da bu hakikatlerden haberdar edilmesidir. Dolayısıyla Peygamberlerin görevi kendilerine gönderilen zikri yorumlamak, kapalı kalmış yönlerini izah etmek değil, bu mesajları insanlara duyurmaktır, onları da haberdar etmektir (16/44-İsa (A.S.) için de aynı anlamda 43/63).

Kur'an'da ayetlerin ayrıntılı olarak anlatılması ile ilgili başka bir kelime de "fassale" fiilidir. Fassale sözlüklerde bir işin ya da bir sözün ayrıntılarıyla anlatılması olarak tanımlanmaktadır. Kur'an'da bir kısım ayetlerde Kitab'ı niteleyen bir sıfat-fiil olarak kullanılmakta ve Kitab'ın tafsil edildiği vurgulanmaktadır. Örneğin Hud suresi 1. ayette; "Elif Lam Ra. (Bu) hikmet sahibi her şeyden haberi olan tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış ve ayrıntılarıyla anlatılmış (fussilet) bir Kitap'tır." (Bkz. aynı anlamda 41/3) denilmek suretiyle Kitab'ın ayrıntılandığı vurgulanmaktadır. Yalnızca Resulullah Muhammed (A.S.)'e verilen Kitap değil, Musa (A.S.)'ya verilen Kitap da tafsil edilmiştir. En'am suresi 154. ayette bu konu ile ilgili şöyle denmektedir: "Sonra iyilik edenlere tamamlamak ve her şeyi ayrıntılarıyla anlatmak, (tafsilen) doğruyu göstermek ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitab'ı verdik. Rablerine varacak olanlar belki inanırlar." (Bkz. aynı anlamda 7/145)

Ancak burada her şeyin ayrıntıları ile anlatılmasını, Kitab'ın gerekli gereksiz bir dizi teferruatla dolu olduğu şeklinde anlamamak gerekmektedir. Biraz sonra alıntılar yapacağımız ayetlerden de anlaşılacağı üzere her şeyin ayrıntılı anlatılmasının sınırları bireyin hidayeti için gerekli olan tüm bilgilerin Kitab'da varolması ve bu bilgilerin anlaşılır olması ile belirlenmektedir. Başka bir ifadeyle; Kitab hidayete ulaşmak için gerekli tüm bilgileri içermesi ve anlaşılır olması anlamında tafsil edilmiş, gerekli gereksiz bilgileri içeren teferruat anlamında tafsil edilmemiştir Kur'an. inananlar için bir hidayet ve rahmet olarak bir ilme göre tafsil edilmiştir. (7/52)

"Üzerine Allah'ın adı anılanlardan neden yemeyesiniz? Çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında size haram kıldığı şeyleri ayrıntılarıyla anlatmışken (fassele) doğrusu birçokları körü körüne hevalarına uyarak saptırıyorlar. Şüphesiz Rabbin sınırı aşanları bilir." (6/119)

Ayet, müşriklerin kendi hevalarından koyduran yasakları eleştirerek etleri yenilecek hayvanların açıkça ve tafsilatlı olarak anlatıldığını, yenilebilecek şeyler konusunda helal ve haram sınırlarının belirlendiğini, dolayısıyla kişinin hidayeti için gerekli bilgilerin verildiğini vurgulamaktadır.

Fassale ile ilgili diğer Kur'an ayetlerinde özellikle evrendeki birtakım ayetlerden bahsedildikten sonra (evrenin yapısı, güneş, ay, yıldızlar gibi) Allah'ın, ayetleri tafsil ettiğinden bahsedilmektedir.

"Biz gece ve gündüzü iki ayet yaptık. Gecenin ayetini sildik yerine gündüzün ayetini aydınlatıcı yaptık ki hem Rabbinizden bir lütuf arayasınız, hem de yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Her şeyi ayrıntılarıyla anlattık (fassalnahu tafsila)." (17/12)

"Güneş'i ışık, Ay'ı nur yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için Ay'a konaklar düzenleyen O'dur. Allah bunları hak ile yaratmıştır. Bilen bir kavim için ayetleri ayrıntılı anlatmıştır (yufassilu)." (10/5)

Ayetlerde o günün insanının her gün müşahede ettiği, ancak gerçekliğine vakıf olamadığı Allah'ın evrendeki ayetlerine işaret edilerek, Allah'ın egemenliği, Allah'ın uluhiyyeti insanlara hatırlatılmaktadır. Bu ayetlerden günümüzdeki bilimsel çalışmalarla ulaşılan sonuçlara kaç asır önce işaret edildiği şeklinde bir anlayış çıkarılmamalıdır. Böyle bir anlayış Kur'an'ın nasıl bir kitap olduğu sorusuna sıhhatli bir cevap verilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Dikkat edilirse evrenin yapısı ile ilgili ayetlerde bir ilahi düzenin varlığı ve böyle bir düzeni tesis eden varlığın insan üzerindeki egemenliği, sınırsız gücü insanın bu mutlak varlık karşısındaki acizliği sürekli ön plana çıkarılmaktadır.

Burada gözden kaçırılmaması gereken diğer bir nokta da fassale fiilinin Kur'an'da yalnızca Allah'a izafe edildiğidir. Başka bir deyişle ayetlerin ayrıntılarıyla anlatılması vakıası, bizzat Allah tarafından gerçekleştirilen bir hadisedir. Allah'ın dışında başka hiçbir merciin ayetleri tafsil etmesi Kur'an açısından bakıldığında mümkün değildir.

 

Mehmet Akif Ersin

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Her birimiz bir kelebeğiz aslında... Ne kadar kaldınız sorusuna, Bir kelebek kadar bile diyemiyeceğiz...

Son Yazılar

Kınasın Dünya...
KUR’AN HAKKINDA DÖRT ŞEHADET
Hadis Üzerine
YERYÜZÜ BELGESELİ (PLANET EARTH)
İSTEK VE TEMENNİ/BEKLENTİ

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Dost Siteler

Fikir&Yorum
İktibas Dergisi
Haksöz Dergisi
İktibas Forum
Fecr'in Bloğu
Öze Dönüş
Tevhide Doğru

Diğer Sayfalarım

YouTube
MuslimSpace
LiveSpace
WordPress

Kategoriler

  • alinti
  • deneme
  • Egitim
  • kavramlar
  • Kuran
  • Seyyid Kutup
  • siir
  • Sunnet
  • tertil
  • Video
  • Sohbet Kutusu


    NeoCounter

    Arkadaşlarım

    enpopuler
    mgezer38
    hazell
    hiramusta
    HazanMevsimleri
    huzunmevsimi
    mnelam
    dilsizmutercim
    solmaz1
    okanbozkurt
    TevhidGenc
    yonelis
    fatma46
    yeniirmak
    yozgatnur66
    sevgialemi
    fzehra
    gulergun
    bidunyahobi
    sumisalii
    can2007
    onurxt
    gulkokulum
    rumuzsehadet
    bennur76
    ebuzerasrisaadet
    kulkedisisendromu
    SahadetGulu
    salat20
    Huzuryolu1
    subat75
    medreseizehra
    aliseriati
    mirdad10
    Ruman
    sonsuzmektup
    zulcenaheyn
    gercekislam
    receppiskin
    CiiciiKiz
    erkambin
    Allame
    duaufku
    kalpsevmektenyorulmaz
    DELALEDILEMIN
    mevlana1
    kadifece
    tefani
    dernekli
    otoelektrik
    chamdali
    hakikatburada
    TILLSIM
    kaprislikalp
    zahara
    hayatdenilen
    rufeydem
    Kardelensiz
    METINOL
    elfckmk
    birLahza
    Bahram
    filozofcan
    mtaha
    Acihangir
    mollakadir
    islamiyetnurlari
    nurcuu
    dildade
    aeb23
    ayvenur
    banucagri
    mukaddime
    hayber
    cimkim
    ebruname
    meteliksiz
    yakzan
    sendegittin
    lila86
    hakkdostu
    huzuriklimi
    mihriban65
    yurtseverbirlik
    vahdetfm
    ebvaa
    Beyazkalemim
    genetikvebilim
    egitimspormizah
    ebuhureyyre
    ruzun
    sohbetsevenler
    anguzelblogg
    anne66
    teknikpcdersleri
    siirseviyorum
    hayateylul
    fiktev
    genetiknedir
    sbndrk

    Videolar

    Ezgiler

    Kitaro-Koi.mp3

    Ziyaretçi Sayısı

    Ayın Kitabı

    Yoldaki İşaretler

    Geocounter

    Kitap Dünyası

    Elkitap.com

    Avrupa Birliği, Türkiye Ve İslam

    Yeni Soğuk Savaş

    Yavuz Bıyıklılardan Bıyıksızlara

    Tarih Tasarımı

    Modernleşme: Başkaldırı Ve Değişim

    Yakaza

    İslam Deklarasyonu

    Hayata Armağan Öyküler

    Düşünen Öyküler

    Anne Baba Çocuk Öyküleri

    Gökkuşağı Öyküleri

    Bilgelik Öyküleri

    Sevgi Ve Şefkat Öyküleri

    Rahmet Öyküleri

    Gülümseyen Öyküler

    Başarı Öyküleri

    İlham Öyküleri

    Mutluluk Öyküleri