İyilik su gibidir, içmeyen ölür.....

10/1/2008 - Muhacir

Kategori: siir

wallpaper_camel_desert.jpg picture by Rahmetli

Muhacir

Rabbimizin insana yüklediği

o mukaddes emanet,

O yük ki bizden taşınması istenen

Başka bir yük istemez yanında

terk edişle başlar iman...

Bir ömür sürer terk edişler

Her terk ediş esfele atılan bir çiziktir

cahiliyye ile koparılan her bağ,

Rabbe daha sağlam bir bağ ile bağlanmadır

Bir veriş, bin alıştır

Hesabı ötede görülecek

Vazgeçmeyi bildikçe kavileşir iman.

 

Allah ile birlikte anılır ana baba şükürde

Ama isyana sürüklerse

Onlardan bile uzak durulur

tıpkı İbrahim gibi

 

Uğrunda ne varsa can verilen

Can verenin adına değilse

terk edilmelidir

 

Vatan

terk edişlerin zirvesidir

Her şey içindedir çünkü

Ana, baba, kardeş, eş

Sahip olduğun her şey

 

Yürünen yolda ayak bağı olan ne varsa

Vazgeçebildiğin oranda müminsin

Kendini ona teslim edebilmenin zirvesidir hicret

 

O’nun adına O’nun için

her şeyinden vazgeçebilmenin adıdır hicret

O’nun adına O’nun için

her şeyinden vazgeçebilenin adıdır muhacir...

 

 izmir/10.01.2008

5 YorumYorum yaz!Bağlantı

19/12/2007 - BAYRAM

Kategori: siir

KURBAN

 

Bir bayram ki

gerçek sevgiyi, gerçek sevgiliyi

bulmanın sevinci...

 

Kim

Bizi en çok seven, bize dünyaları veren?

 

Düşün...

Bir ana yüreği

Pır pır eden

Yavrusunun etrafında

pervaneler gibi dönen

O yüreği ona kimdir veren?

 

Bir sevgili ki yüreğiyle dağları delen

Yoluna her şeyi feda eden

Peki kim ondaki bu delice sevginin kaynağı

 

Bize sevgiyle aslında

Her şeyi bağışlayan yüce Rabb,

Bildirir

En sevginin en sevgilinin kendisini olduğunu

 

O’nu tanıyıp,

her şeyin üstüne koyduğunda

Sevgisini

Sevgiyle beraber isteğini

Sensin en sevgili

 

Tanı ama koyma

her şeyin en üstüne sevgisini

Sevgiyle beraber isteğini

Sensin en zelili

 

O gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlık;

Güler yüzlü ve sevinç içinde.

Ve o gün, öyle yüzler de vardır ki toz toprak;

Bir karartı sarıp-kaplamış.

80/38-41

 

Babası şöyle dedi: "Ey yavrucuğum!

Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm:

bir düşün, ne dersin?"

"Ey babacığım"

"sana emredilen neyse onu yap:

İnşallah beni sıkıntıya göğüs gerenler arasında bulacaksın!"

37/102

 

böylece o'nun sonraki kuşaklar tarafından

şöyle hatırlanmasını sağladık:

"İbrahim'e selâm olsun!"

37/108-109

 

Kitapta İsmâ'il'i de an.

Çünkü o sözünde duran, elçi bir peygamberdi.

19/54

 

15 YorumYorum yaz!Bağlantı

10/12/2007 - KAVGA

Kategori: siir

KAVGA

Adem oğulları...

Ey toprağın çocukları

Geçip giden zaman her an

Aleyhinize işlemekte...

Gelin var olan kavganıza son verin

Nedir paylaşamadığınız,

Birbirinizi öldürmekle bilin ki

bir saat daha fazla yaşamayacaksınız,

Birbirinizi aç bırakmakla bilin ki

Bir lokma fazla yiyemeyeceksiniz

Başkasının susuzluğu

Bir yudum fazlalaştırmayacak içeceğinizi

Yığdığınız malları

Geçiremiyeceksiniz ölüm deliğinden öteye

Ve bilin ki

Yığdıklarınız çocuklarınıza bile nasip olmayacak...

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

11/11/2007 - Endülüsten Endülüse...

Kategori: siir

İslam güneşinin yeryüzünü aydınlattığı o günlerden, zulmün yeryüzünü kararttığı bu günlere bir meseldir Endülüs...

İki şiir ile dile getirilmiş Endülüs. Gündelik kaygılarla sonsuz olanı kavramaktan aciz bizler için bir uyanış olması dileğiyle...

Arzolunur...

Önden Giden Atlılar - Osman Sarı

 

ENDÜLÜS MERSİYESİ - ENDÜLÜSE AĞIT.

Çıkan iner,'kalkan düşer, her yükselişin var bir sonu.
Niçin bunca gurur maldan, mülkten, addan sandan insanoğlu.

Oluşta ne var ki olduğu gibi dursun, hiç değişmesin.
Sen de gök gibisin, bir gün masmavi güneşlik, bir gün bulutlu.

Bu dünya kime kalmış, yaramış ki kalsın yarasın sana da.
Yok hiçbir çizgisinde bu yeryüzünün ölmezlik rengi ve ölmezlik ,
kokusu.

Zaman değişmek bilmez kesin ölçülü ve hükümlüdür :
Geri döner, paralar sahibinin zırhını, kılıçlar ve kargılar iIeri
doğru işlemez oldu mu.

Zaman bu, ona ne kılınç kını dayanır, ne meşhur kaleleri
sultanların.

Kınlar eskir, kaleler çürür, o kaleler dünyanın en sarp yurdu
Gımdan olsa da; Gımdan, şahin bakışlı ve kartal duruşlu.

Nerede, de bana, o taçlı hükümdarları Yemen'in?
De bana, onların taçlar içinde bile taç olan taçları ne oldu?

Şeddad'ın cennet diyerek kurduğu saraylar ülkesi İrem,
Sasanilerin ebedî sanılan devleti ne oldu?

Altınları yığdı yığdı da bir dağ yaptı Karun, hani o dağ?
Hani Âd, hani Adnan, hani Kahtan, dünya nimetlerinin köpüren
yurdu?

Reddi mümkün olmayan bir hâle uğradılar. '
Bir masal oldu onlar. Bir varmış bir yokmuş. Bir toz toprak bulutu.

O taçlar, o devletler, o mülkler saltanatlar, bir rüyadır' artık.
Her biri, hayalden geçen gölge gibi, zamandan geçip durdu.

Gün oldu, zaman denen yaman er, sağa döndü Dara'yı uçurdu bir
vuruşta ;

Sola döndü Kisrayı. Kisrayı ne takı, ne sarayı kurtarabildi, korudu.

Saltanatının yeller esti yerinde yellere hükmeden Süleymanın;
Şiddetinden ötürü Sâb denen Münzirse, don vurmuş ağaçlayın
kurudu.

Zamanın fâciaları çeşit çeşit türlü türlüdür : O ne zengin fâcia
bezirgânı!
İki burçlu bir kaleyse o, sevinç bir burcu, hüzün bir burcu.

Her fâciayı unutmak mümkün, olup biten bütün bunları unutmak
olabilir.
Ama İslâmın başına geleni avutacak ne bir neşe olabilir, ne
unutturacak bir korku.

Endülüse öyle bir felâket çöktü ki, yok bir eşi.
Dehşetinden Medine'de Uhud, Neciddeki Şehlan dağları yerinden
oynadı, bir deprem ki yer yarıldı arz boyu.

Ah! Yarımadada İslâma göz değdi. Yağdı belâ yağmur gibi.
Şimdi o canım Endülüs şehirlerinde, İslâmın ne namı var ne
nişanı! ; sanki hiç olmamıştı, sanki baştanberi yoktu.

Belensiyeye bir sor, Mursiyenin hali nicedir?
Şatibenin başına gelenler? Ceyyan ne oldu?

Toprağı buram buram bilgi tüten Kurtuba.
Bilginlerinin adı ta u2aklarda çınlayan Kurtubaya ne oldu?

Nerede Hıms'ın o ışıklı, o aydınlık bahçeleri, güneşi tazeleyen
bahçeleri.
Tükendi mi çılgın çılgın akan şeker gibi tatlı nehirlerinin suyu?

Endülüs binasının temelinde birer köşe taşıydı bunlar.
Bu güzelim vatan köşeleri kül haline geldikten sonra yaşamak
boşun boşu, insan yaşamaya ne borçlu?

Yüce Şeriat, yârinden ayrılmış bir genç gibi.
Güçlü bir genç gibi, sessiz fakat gözünde gözyaşı dolu.

İslâmdan boşalıp inkâr karanlığıyla dolan
Endülüs için, Ulu Şeriat, karalar bağladı, gece gündüz yas tuttu.

Cami kilisedir artık, hilâl yerine haç asılı.
Nur yüzlü ezan yerine, bitmeyen bir çan sesi, bir baykuş uğultusu...

Mihraplar ki taştandır, minberler ki ağaçtan,
Canlı cansız ne varsa bu hâle inledi durdu.

Ey ibret dolu geçmişten ibret alacak yerde, günübirlik işlere
dedikodulara batmış kişi!
Sen uyu bakalım; ama zaman için ne demek dinlenmek, ne demek
uyku!

Ey göğsünü gererek "benim ülkem, saltanatım" diyen, kurumundan
geçilmiyenler!
Siz Hıms'ı gördünüz mü? Hıms'tan sonra hangi vatan verir insana
vatan fikrini, duygusunu?

Endülüsün başına gelen felâket tarihin bütün felâketlerini
unutturdu;
Ama dünya durdukça unutulmayacak, yâd edilecek bir felâkettir bu!

Ve siz ey yarış yerlerinde şahin gibi uçan.
Yay gibi gergin arap atlarının üstüne kurulu

Süvariler! Ve siz savaşın karanlığı toz dumanı içinde
Pırıl pırıl kılıçlarını savuran kahramanlar ordusu!

Ve hele siz denizaşırı ülkelerde, bin nimet içinde,
Saltanat içinde muhteşem bir hayat sürenler; bir hayat kesiksiz
bir ömür boyu!

Endülüsten, Endülüsün zavallı halkından var mı haberiniz?
Her yer, onların felâketini duydu, sizin kulağınız sağır, gözünüz
kör, kalpleriniz mefluç mu?

Ölen asker, esir kadın, ufuklara bakıp bizden
İmdad ummuş beklemişti, son ana dek. Hiç düşündünüz mü bunu?

Onların sesi, insan olanın yüreğini eritirken,
Siz müslümanlar, onların kardeşi, kayıtsız, halinden memnun ve
haz maymunu !

Yürekli, utanan, alçalmaktan korkan, kardeş için can veren kimse
kalmadı mı yeryüzünde?
Hakkın yardımcısı, hak peşinden giden, kendini hakka adamış tek
kişi yok mu?

Dünyanın efendisiydi bu millet, şimdi dünyanın kölesi.
Neler çekiyorlar? Yüzleri bile tanınmaz hâle geldi. Yarabbi ne
kaderdir bu!

Kendi yurtlarında bey idiler, şimdi küfr ülkesinde uşak.
Ululuğun doruğundan eziliş uçurumuna yuvarlanan bu halka
acıyan yok mu?

Alçalışın örtüsü kalın bir gece gibi sarmış dört yanlarını.
Başsız, şaşkın, olup bitene hayrette, gözleri büyümüş, bakışları
korkulu.

Sen de şahit olsaydın benim gibi onların .
Yurtlarından koparılıp satılışlarına pazarda, ey Tanrı kulu.

O hıçkırıklar senin de aklını komazdı yerinde benim gibi.
Canı vücuttan çeker gibi ayırdılar anadan yavrusunu.

Ya o kızlar ki, yakuttan ve mercandan dökülmüşlerdi sanki.
Ve sabah bir dağ ucundan yeni çıkan bir güneşin masumluğu

İçindeki o Meryem yüzlü kızları da saçlarından sürükleyip
götürdüler:

Kirli yataklarına. Haykırışları yırttı gökleri. Yürekleri parça parça,
babalarsa kan kustu.

Daha ne anlatayım, yüreklerin erimesi için bir, tanesi yeter
anlattıklarımın :

Eğer o yüreklerde İslâmdan ve imandan bir eser varsa elbet ey
Allah dostu !

 

Ebu’l Beka

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

3/11/2007 - IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN...

Kategori: siir

Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırır beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.


Bahaeddin KARAKOÇ

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Her birimiz bir kelebeğiz aslında... Ne kadar kaldınız sorusuna, Bir kelebek kadar bile diyemiyeceğiz...

Son Yazılar

Hayatın Hülâsâsı Tevhid
De ki: "Ey kafirler." (1)
Turnalar dile gelse
Müşriklere söylenen (haykırılan) gerçekler...
ONLARA DE Kİ:

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Dost Siteler

Fikir&Yorum
İktibas Dergisi
Haksöz Dergisi
İktibas Forum
Hanif Dostlar
Öze Dönüş
Tevhide Doğru

Diğer Sayfalarım

YouTube
MuslimSpace
LiveSpace
WordPress

Kategoriler

  • alinti
  • deneme
  • Egitim
  • kavramlar
  • Kuran
  • Seyyid Kutup
  • siir
  • Sunnet
  • tertil
  • Video
  • NeoCounter

    Arkadaşlarım

    enpopuler
    mgezer38
    hazell
    hiramusta
    HazanMevsimleri
    sennil27
    sgulter
    huzunmevsimi
    mnelam
    dilsizmutercim
    solmaz1
    okanbozkurt
    TevhidGenc
    yonelis
    fatma46
    yeniirmak
    yozgatnur66
    sevgialemi
    fzehra
    gulergun
    can2007
    onurxt
    gulkokulum
    rumuzsehadet
    bennur76
    ebuzerasrisaadet
    kulkedisisendromu
    SahadetGulu
    salat20
    Huzuryolu1
    subat75
    medreseizehra
    aliseriati
    mirdad10
    Ruman
    sonsuzmektup
    burakocalan
    zulcenaheyn
    esenbey
    safaaldemir
    ululelbab
    milletiibrahim
    gercekislam
    receppiskin
    CiiciiKiz
    deruniask
    erkambin
    Allame
    duaufku
    kalpsevmektenyorulmaz
    DELALEDILEMIN
    mevlana1
    kadifece
    tefani
    dernekli
    otoelektrik
    chamdali
    hakikatburada
    TILLSIM
    kaprislikalp
    zahara
    hayatdenilen
    rufeydem
    Kardelensiz
    METINOL
    elfckmk
    birLahza
    Bahram
    filozofcan
    mtaha
    Acihangir
    mollakadir
    islamiyetnurlari
    nurcuu
    dildade
    aeb23
    ayvenur
    banucagri
    mukaddime
    hayber
    cimkim
    ebruname
    meteliksiz
    yakzan
    sendegittin
    lila86
    sonsuziman
    hakkdostu
    huzuriklimi
    7x7x7
    marmides
    mihriban65
    yurtseverbirlik
    vahdetfm
    ebvaa
    Beyazkalemim
    genetikvebilim
    egitimspormizah
    ebuhureyyre
    ruzun
    sohbetsevenler
    2563
    anguzelblogg
    anne66
    teknikpcdersleri
    siirseviyorum
    hayateylul
    fiktev
    genetiknedir
    sbndrk
    hubeyb33
    bayramsekeri
    enginsalli
    erva
    webtc
    rahmettfm
    zehirliok
    ahid77
    sonsuzruh
    umut27
    ResuleVuslat

    Videolar

    Ezgiler

    Kitaro-Koi.mp3

    Ziyaretçi Sayısı

    Ayın Kitabı

    Yoldaki İşaretler

    Geocounter

    Kitap Dünyası

    Elkitap.com

    Avrupa Birliği, Türkiye Ve İslam

    Yeni Soğuk Savaş

    Yavuz Bıyıklılardan Bıyıksızlara

    Tarih Tasarımı

    Modernleşme: Başkaldırı Ve Değişim

    Yakaza

    İslam Deklarasyonu

    Hayata Armağan Öyküler

    Düşünen Öyküler

    Anne Baba Çocuk Öyküleri

    Gökkuşağı Öyküleri

    Bilgelik Öyküleri

    Sevgi Ve Şefkat Öyküleri

    Rahmet Öyküleri

    Gülümseyen Öyküler

    Başarı Öyküleri

    İlham Öyküleri

    Mutluluk Öyküleri