siir - İyilik su gibidir, içmeyen ölür..... - Blogcu



İyilik su gibidir, içmeyen ölür.....

1/7/2009 - Kınasın Dünya...

Kategori: siir

KINASIN DÜNYA

kınasın dünya..
kınasın dünya halkları..
barış,uzlaşma formülleri arasın insanlar..
hümanizm çığlıkları atsın,
bir yerlerde entel ....lar.
yeni dünya düzenleri planlasın emperyalistler.
geyik muhabbetiyle geçirsin ömrünü aydınlar.
kılı kırk yarsın bakalım hukukçular.
desinler ne diyeceklerse..
A yı,B yi öğretsin öğretmenler,
körpe beyinlere.
A deyince at,B deyince bıyık,
hatırlatılsın bakalım yavrulara.
terziler kravat diksin,
frak diksin,tuvalet diksin baylara,
bayanlara,balolar için,partiler için.
berber fön çeksin,kuaför meç yapsın,
perma yapsın saçlara..
tv.de gece keyfi sunsun medya,
benliği çalınan kitlelerin ağız suyuna.

kuyrukta bekletilsin emekliler,emekliliği boyunca
bürokratlar,başsağlığı dilekleri yetiştirsin,
grizulara kurban giden işçilerin ardından.
komaya girsin sarhoşlar,ayyaşlar..
macit,oynaşını gezdirsin,
banka kredisiyle aldığı mercedesle.
figen,kanişini beslesin,
avrupa patentli it yağıyla.
genelevler dolup taşsın..
fahişelerden alınan vergilerle,
yollar köprüler,barajlar yapılsın,
imamların maaşları ödensin
öyle mi?...
kınasın dünya milletleri..
mekik dokusun arabulucular..
hoşgörüsünü esirgesin medeni hükümetler..
sosyal demokrat teorisyenler.
varolsun vesaire güruh.
insalcıllıktan dem vursun,
köy enstitüsü kılıklı,demokrat zevat.
sanat söylemleri versin,kıçı kırık teresler.
rüşvet alsın kodamanlar,
futbolcu,transfer hayalleri kursun,
milyar kapısından.
darbe hevesleri beslesin kursaklarında,
fanatik laikçiler...
öyle mi?...

kınasın papa..
kınasın vatikan kilisesi..
ortodoks ruhani lider,.başhaham durmasın.
lemalar tekzib etsin ne yazar?
nota göndersin bilmem hangi devletin cumhur reisi.
meclislerde,bütçe müzakereleri tartışıladursun,
hararetle.
enflasyon alsın yürüsün.
emisyon hacmi görüşülsün komisyonlarda.
kapalı kapılar ardında pay edilsin milli araziler.
afrikalı aç çocuklar için toplanan yardım malzemeleri,
talan edilsin.
hiç edilsin emek,haram helal gözetmeden,
masa başlarında.
yoksulun yiyeceği alınsın elinden,
çöp bidonlarını yalasın,
açlıktan nefesi kokanlar.
amerikan bayraklı blue jeanlar giysin yeni yetmeler
ateriyle oyalansın,
kenar mahallenin sümüklü çocukları
öyle mi?...kınasın dünya..


kınasın hicaz müftüsü..
conileri çağırsın,bir milyar müslümanın,
kıblegahını korumaya..
sazlı sözlü petro-dolar alemler yapılsın,
kutsal topraklar üzerinde..
esirgesin şeyhler kuruşlarını
hayır için..
fetva üretsin,nabız şerbeti niyetine,
fetva makamları.
sultanların gölgesinde gölgelensin.
hurma yemenin kırk bin faziletini,
kırk bin ciltlik kitaplarda anlatsın,
şerhini düşsün icabında
öyle mi?...


kardeşlerimin tekbir nidaları,
bayıltırken fesleğenleri..
başını döndürürken zirvelerin,
eritirken granit kayaların yüreğini,
öyle mi?..

kardeşlerim tahin ekmeğini bölerken 14 e
ayın 14 üne yakalanırken dağlarda,
14 lülerle taranırken vahşice,
daha 14 ünde vurulurken..
öyle mi?...

kurşun ağırlığını omuzlarında taşırken
kul olmanın..
tevhidi bir hayat arzusu kavururken içlerini,
sızım sızım,
barut ve kanla örerken,hayat dantelasını
öyle mi?...devlet başkanının alnı,
secdeye değiyormuş bir ülkenin.
bana ne!
kardeşlerim gömülürken topluca mezara,
ölümün,işkencenin envai çeşitleri
uğruyorken can evlerine,
faiz oranları düşüyormuş başka bir ülkede,
bana ne!
kardeşlerim,çocuklarını yetim,
eşlerini dul bırakıp,
dağlarda bir kavgaya tutuşuyorken ölümüne,
bir ülkede artık esanslar alkolsüz üretiliyormuş..
kime ne!
yetimler,öksüzler,dullar,
şehit anaları,şehit babaları,
"inna lillah ve inna ileyhi raciun"
hükmüne razı olurken.
rızk endişesini,ellerinin tersiyle kenara itmiş,
onca yoksulluğa rağmen.
şeker bayramları hararetle kutlanıyormuş ,
bir ülkede hala.
kime ne!


iyi anlat kardeşim..
iyi anlat ölmediğini,ölmediğimizi..
iyi anlat ölümün pahasını,
kavgaysa kavga,dövüşse dövüş,
savaşsa savaş!!
kardeşim..
canım canına can olsun,
kanımı kanın say.
elerimde elin olsa ahh..
birde seninle gecelesem dağlarda,
seninle vuruşsam yan yana..
vurulsam..oraya,oracığa gömseler beni,
yanına,yanıbaşına..
kırmızı laleler filizlense toprağımda
nazlı nazlı.
kıyamete kadar,şehit şehit koksam,
şehit şehit tütsem..
ben bir şehit oğluyum dese oğlum..
ve..
alnımdan öpse melekler....

A.Baki Kömür

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

10/1/2008 - Muhacir

Kategori: siir

wallpaper_camel_desert.jpg picture by Rahmetli

Muhacir

Rabbimizin insana yüklediği

o mukaddes emanet,

O yük ki bizden taşınması istenen

Başka bir yük istemez yanında

terk edişle başlar iman...

Bir ömür sürer terk edişler

Her terk ediş esfele atılan bir çiziktir

cahiliyye ile koparılan her bağ,

Rabbe daha sağlam bir bağ ile bağlanmadır

Bir veriş, bin alıştır

Hesabı ötede görülecek

Vazgeçmeyi bildikçe kavileşir iman.

 

Allah ile birlikte anılır ana baba şükürde

Ama isyana sürüklerse

Onlardan bile uzak durulur

tıpkı İbrahim gibi

 

Uğrunda ne varsa can verilen

Can verenin adına değilse

terk edilmelidir

 

Vatan

terk edişlerin zirvesidir

Her şey içindedir çünkü

Ana, baba, kardeş, eş

Sahip olduğun her şey

 

Yürünen yolda ayak bağı olan ne varsa

Vazgeçebildiğin oranda müminsin

Kendini ona teslim edebilmenin zirvesidir hicret

 

O’nun adına O’nun için

her şeyinden vazgeçebilmenin adıdır hicret

O’nun adına O’nun için

her şeyinden vazgeçebilenin adıdır muhacir...

 

 izmir/10.01.2008

5 YorumYorum yaz!Bağlantı

19/12/2007 - BAYRAM

Kategori: siir

KURBAN

 

Bir bayram ki

gerçek sevgiyi, gerçek sevgiliyi

bulmanın sevinci...

 

Kim

Bizi en çok seven, bize dünyaları veren?

 

Düşün...

Bir ana yüreği

Pır pır eden

Yavrusunun etrafında

pervaneler gibi dönen

O yüreği ona kimdir veren?

 

Bir sevgili ki yüreğiyle dağları delen

Yoluna her şeyi feda eden

Peki kim ondaki bu delice sevginin kaynağı

 

Bize sevgiyle aslında

Her şeyi bağışlayan yüce Rabb,

Bildirir

En sevginin en sevgilinin kendisini olduğunu

 

O’nu tanıyıp,

her şeyin üstüne koyduğunda

Sevgisini

Sevgiyle beraber isteğini

Sensin en sevgili

 

Tanı ama koyma

her şeyin en üstüne sevgisini

Sevgiyle beraber isteğini

Sensin en zelili

 

O gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlık;

Güler yüzlü ve sevinç içinde.

Ve o gün, öyle yüzler de vardır ki toz toprak;

Bir karartı sarıp-kaplamış.

80/38-41

 

Babası şöyle dedi: "Ey yavrucuğum!

Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm:

bir düşün, ne dersin?"

"Ey babacığım"

"sana emredilen neyse onu yap:

İnşallah beni sıkıntıya göğüs gerenler arasında bulacaksın!"

37/102

 

böylece o'nun sonraki kuşaklar tarafından

şöyle hatırlanmasını sağladık:

"İbrahim'e selâm olsun!"

37/108-109

 

Kitapta İsmâ'il'i de an.

Çünkü o sözünde duran, elçi bir peygamberdi.

19/54

 

15 YorumYorum yaz!Bağlantı

10/12/2007 - KAVGA

Kategori: siir

KAVGA

Adem oğulları...

Ey toprağın çocukları

Geçip giden zaman her an

Aleyhinize işlemekte...

Gelin var olan kavganıza son verin

Nedir paylaşamadığınız,

Birbirinizi öldürmekle bilin ki

bir saat daha fazla yaşamayacaksınız,

Birbirinizi aç bırakmakla bilin ki

Bir lokma fazla yiyemeyeceksiniz

Başkasının susuzluğu

Bir yudum fazlalaştırmayacak içeceğinizi

Yığdığınız malları

Geçiremiyeceksiniz ölüm deliğinden öteye

Ve bilin ki

Yığdıklarınız çocuklarınıza bile nasip olmayacak...

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

11/11/2007 - Endülüsten Endülüse...

Kategori: siir

İslam güneşinin yeryüzünü aydınlattığı o günlerden, zulmün yeryüzünü kararttığı bu günlere bir meseldir Endülüs...

İki şiir ile dile getirilmiş Endülüs. Gündelik kaygılarla sonsuz olanı kavramaktan aciz bizler için bir uyanış olması dileğiyle...

Arzolunur...

Önden Giden Atlılar - Osman Sarı

 

ENDÜLÜS MERSİYESİ - ENDÜLÜSE AĞIT.

Çıkan iner,'kalkan düşer, her yükselişin var bir sonu.
Niçin bunca gurur maldan, mülkten, addan sandan insanoğlu.

Oluşta ne var ki olduğu gibi dursun, hiç değişmesin.
Sen de gök gibisin, bir gün masmavi güneşlik, bir gün bulutlu.

Bu dünya kime kalmış, yaramış ki kalsın yarasın sana da.
Yok hiçbir çizgisinde bu yeryüzünün ölmezlik rengi ve ölmezlik ,
kokusu.

Zaman değişmek bilmez kesin ölçülü ve hükümlüdür :
Geri döner, paralar sahibinin zırhını, kılıçlar ve kargılar iIeri
doğru işlemez oldu mu.

Zaman bu, ona ne kılınç kını dayanır, ne meşhur kaleleri
sultanların.

Kınlar eskir, kaleler çürür, o kaleler dünyanın en sarp yurdu
Gımdan olsa da; Gımdan, şahin bakışlı ve kartal duruşlu.

Nerede, de bana, o taçlı hükümdarları Yemen'in?
De bana, onların taçlar içinde bile taç olan taçları ne oldu?

Şeddad'ın cennet diyerek kurduğu saraylar ülkesi İrem,
Sasanilerin ebedî sanılan devleti ne oldu?

Altınları yığdı yığdı da bir dağ yaptı Karun, hani o dağ?
Hani Âd, hani Adnan, hani Kahtan, dünya nimetlerinin köpüren
yurdu?

Reddi mümkün olmayan bir hâle uğradılar. '
Bir masal oldu onlar. Bir varmış bir yokmuş. Bir toz toprak bulutu.

O taçlar, o devletler, o mülkler saltanatlar, bir rüyadır' artık.
Her biri, hayalden geçen gölge gibi, zamandan geçip durdu.

Gün oldu, zaman denen yaman er, sağa döndü Dara'yı uçurdu bir
vuruşta ;

Sola döndü Kisrayı. Kisrayı ne takı, ne sarayı kurtarabildi, korudu.

Saltanatının yeller esti yerinde yellere hükmeden Süleymanın;
Şiddetinden ötürü Sâb denen Münzirse, don vurmuş ağaçlayın
kurudu.

Zamanın fâciaları çeşit çeşit türlü türlüdür : O ne zengin fâcia
bezirgânı!
İki burçlu bir kaleyse o, sevinç bir burcu, hüzün bir burcu.

Her fâciayı unutmak mümkün, olup biten bütün bunları unutmak
olabilir.
Ama İslâmın başına geleni avutacak ne bir neşe olabilir, ne
unutturacak bir korku.

Endülüse öyle bir felâket çöktü ki, yok bir eşi.
Dehşetinden Medine'de Uhud, Neciddeki Şehlan dağları yerinden
oynadı, bir deprem ki yer yarıldı arz boyu.

Ah! Yarımadada İslâma göz değdi. Yağdı belâ yağmur gibi.
Şimdi o canım Endülüs şehirlerinde, İslâmın ne namı var ne
nişanı! ; sanki hiç olmamıştı, sanki baştanberi yoktu.

Belensiyeye bir sor, Mursiyenin hali nicedir?
Şatibenin başına gelenler? Ceyyan ne oldu?

Toprağı buram buram bilgi tüten Kurtuba.
Bilginlerinin adı ta u2aklarda çınlayan Kurtubaya ne oldu?

Nerede Hıms'ın o ışıklı, o aydınlık bahçeleri, güneşi tazeleyen
bahçeleri.
Tükendi mi çılgın çılgın akan şeker gibi tatlı nehirlerinin suyu?

Endülüs binasının temelinde birer köşe taşıydı bunlar.
Bu güzelim vatan köşeleri kül haline geldikten sonra yaşamak
boşun boşu, insan yaşamaya ne borçlu?

Yüce Şeriat, yârinden ayrılmış bir genç gibi.
Güçlü bir genç gibi, sessiz fakat gözünde gözyaşı dolu.

İslâmdan boşalıp inkâr karanlığıyla dolan
Endülüs için, Ulu Şeriat, karalar bağladı, gece gündüz yas tuttu.

Cami kilisedir artık, hilâl yerine haç asılı.
Nur yüzlü ezan yerine, bitmeyen bir çan sesi, bir baykuş uğultusu...

Mihraplar ki taştandır, minberler ki ağaçtan,
Canlı cansız ne varsa bu hâle inledi durdu.

Ey ibret dolu geçmişten ibret alacak yerde, günübirlik işlere
dedikodulara batmış kişi!
Sen uyu bakalım; ama zaman için ne demek dinlenmek, ne demek
uyku!

Ey göğsünü gererek "benim ülkem, saltanatım" diyen, kurumundan
geçilmiyenler!
Siz Hıms'ı gördünüz mü? Hıms'tan sonra hangi vatan verir insana
vatan fikrini, duygusunu?

Endülüsün başına gelen felâket tarihin bütün felâketlerini
unutturdu;
Ama dünya durdukça unutulmayacak, yâd edilecek bir felâkettir bu!

Ve siz ey yarış yerlerinde şahin gibi uçan.
Yay gibi gergin arap atlarının üstüne kurulu

Süvariler! Ve siz savaşın karanlığı toz dumanı içinde
Pırıl pırıl kılıçlarını savuran kahramanlar ordusu!

Ve hele siz denizaşırı ülkelerde, bin nimet içinde,
Saltanat içinde muhteşem bir hayat sürenler; bir hayat kesiksiz
bir ömür boyu!

Endülüsten, Endülüsün zavallı halkından var mı haberiniz?
Her yer, onların felâketini duydu, sizin kulağınız sağır, gözünüz
kör, kalpleriniz mefluç mu?

Ölen asker, esir kadın, ufuklara bakıp bizden
İmdad ummuş beklemişti, son ana dek. Hiç düşündünüz mü bunu?

Onların sesi, insan olanın yüreğini eritirken,
Siz müslümanlar, onların kardeşi, kayıtsız, halinden memnun ve
haz maymunu !

Yürekli, utanan, alçalmaktan korkan, kardeş için can veren kimse
kalmadı mı yeryüzünde?
Hakkın yardımcısı, hak peşinden giden, kendini hakka adamış tek
kişi yok mu?

Dünyanın efendisiydi bu millet, şimdi dünyanın kölesi.
Neler çekiyorlar? Yüzleri bile tanınmaz hâle geldi. Yarabbi ne
kaderdir bu!

Kendi yurtlarında bey idiler, şimdi küfr ülkesinde uşak.
Ululuğun doruğundan eziliş uçurumuna yuvarlanan bu halka
acıyan yok mu?

Alçalışın örtüsü kalın bir gece gibi sarmış dört yanlarını.
Başsız, şaşkın, olup bitene hayrette, gözleri büyümüş, bakışları
korkulu.

Sen de şahit olsaydın benim gibi onların .
Yurtlarından koparılıp satılışlarına pazarda, ey Tanrı kulu.

O hıçkırıklar senin de aklını komazdı yerinde benim gibi.
Canı vücuttan çeker gibi ayırdılar anadan yavrusunu.

Ya o kızlar ki, yakuttan ve mercandan dökülmüşlerdi sanki.
Ve sabah bir dağ ucundan yeni çıkan bir güneşin masumluğu

İçindeki o Meryem yüzlü kızları da saçlarından sürükleyip
götürdüler:

Kirli yataklarına. Haykırışları yırttı gökleri. Yürekleri parça parça,
babalarsa kan kustu.

Daha ne anlatayım, yüreklerin erimesi için bir, tanesi yeter
anlattıklarımın :

Eğer o yüreklerde İslâmdan ve imandan bir eser varsa elbet ey
Allah dostu !

 

Ebu’l Beka

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Her birimiz bir kelebeğiz aslında... Ne kadar kaldınız sorusuna, Bir kelebek kadar bile diyemiyeceğiz...

Son Yazılar

Kur'an'ın Gölgesinde.../Seyyid Kutub
HZ. PEYGAMBER’İN ÜMMETİNE BIRAKTIĞI REHBER NE İDİ?
Kur'ân ve Sünnet Üzerine
SREBRENİTSA'yı unutmadık...
Kınasın Dünya...

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Dost Siteler

Fikir&Yorum
İktibas Dergisi
Haksöz Dergisi
İktibas Forum
Fecr'in Bloğu
Öze Dönüş
Tevhide Doğru

Diğer Sayfalarım

YouTube
MuslimSpace
LiveSpace
WordPress

Kategoriler

Sohbet Kutusu


NeoCounter

   

Arkadaşlarım

rumuzsehadet
medreseizehra
dernekli
tevhidgenc
birlahza
ruman
ahmet oğuzcan
delaledilemin
yozgatnur66
elfckmk
mnelam
metinol
yeniirmak
mevlana1
receppiskin
dilsizmutercim
bennur76
tefani
tillsim
otoelektrik
ebuzerasrisaadet
kardelensiz
chamdali
kadifece
kalpsevmektenyorulmaz
hayatdenilen
hakikatburada
rufeydem

Videolar

Ezgiler

Kitaro-Koi.mp3

Ziyaretçi Sayısı

Ayın Kitabı

Yoldaki İşaretler

Geocounter

Kitap Dünyası

Elkitap.com

Avrupa Birliği, Türkiye Ve İslam

Yeni Soğuk Savaş

Yavuz Bıyıklılardan Bıyıksızlara

Tarih Tasarımı

Modernleşme: Başkaldırı Ve Değişim

Yakaza

İslam Deklarasyonu

Hayata Armağan Öyküler

Düşünen Öyküler

Anne Baba Çocuk Öyküleri

Gökkuşağı Öyküleri

Bilgelik Öyküleri

Sevgi Ve Şefkat Öyküleri

Rahmet Öyküleri

Gülümseyen Öyküler

Başarı Öyküleri

İlham Öyküleri

Mutluluk Öyküleri