Vahy - İyilik su gibidir, içmeyen ölür..... - Blogcu



İyilik su gibidir, içmeyen ölür.....

9/6/2007 - Vahy

Kategori: kavramlar

VAHİY -  KURAN/SÜNNET

Risalet Allah’ın kulları arasından birisini seçerek, O’nun aracılığıyla egemenliğini insanlara duyurması, emir ve yasaklarını yine O’nun aracılığıyla insanlara iletmesine denir. Bu iletinin adına vahiy diyoruz. Bu anlamda Müslümanlar arasında her hangi bir problem yoktur. Kur’an Hz.Muhammed’e vahiy yoluyla tüm insanlığa duyurulmak üzere gönderilmiş bir kitaptır. Bu bakımdan Kur’an denilince vahiy, vahiy denilince de akla hemen Kur’an gelmektedir. Bu anlamda Kur’an tilavet edilen vahiydir. Şu da bir gerçek ki Resulullah’ın Kur’an’ı hayata geçirirken ortaya koyduğu sünneti de Müslümanların dikkate alması gereken, örnekliğini de yine Kuran’ın yönlendirmesiyle kabul ettiği bir gerçektir.33/21 Sünnet bize yaşayan Kuran’ın, Kur’an toplumunun nasıl olduğu ve oluştuğunu görebilmemize yardımcı olan önemli bir kaynaktır. Sünnet Kuranın hayata geçiriliş biçimidir. Bu anlamda bağlayıcıdır, dikkate alınmalıdır. Ancak sünnet vahiy değil, vahyin bir eseridir, sonucudur. Bu realiteyi de asla gözden ırak tutmamamız gerekir. Sünnetin vahiy olarak kabul edilmesi ciddi bir problem teşkil etmez aslında. Problem bir tür vahyin (Kur’an) korunma altına alınması, içerisine hiçbir beşer sözünün bulaşmaması, diğerinin ise sünnetin (vahy-i gayri metluv-Kur’an dışı vahiy) korunma altına alınmaması. Unutulup gitmesi riski  önemli bir risktir, içine beşerin müdahalesi daha ciddi bir risktir. Eğer biz ahir zaman kulları, Resulullah’ın (sav) nuruyla şereflenememiş bizler eğer Resulullah’a (sav) gelen bu iki tür vahyin tamamından sorumlu isek ki, vahiy olarak değerlendirildiğinde muhatap olmamız kaçınılmazdır, vah bizim halimize...

Eğer Resulullah’ın (sav) tüm yapıp etmelerini vahiy olarak değerlendirirsek, işimiz daha bir zor. Hangisi vahiy. Yatıp uyumasından, deveye binmesine kadar uzanan geniş bir vahiyler zinciri...

Ve kaybolup giden, dolayısıyla kulluğumuzun eksik kalmasına sebebiyet veren yapıp-etmeler...

Geçip giden her zaman diliminde biraz daha eksilen, unutulan ve eskiyen bir din.

Bu kabul kulluğu bireysel boyutta değerlendirenlerin kabulüdür.Yirmi dört saatlik bir kurgu ile işin içinden sıyrılan bir kulluk bilinci. Hayata hakim olmaya çalışan tağutları umursamadan, hayatı parsel parsel kuşatan zalimlere kulak asmadan yönünü sadece Allah’a yönelerek oluşturulan günlük müslüman tipi... Ve nesil nesil kaybolan yitip giden insancıklar... Tabii bu  asla kabul edemeyeceğimiz bir anlayış, her ne kadar müntesipleri azımsanamayacak kadar çok olsa da.

Asıl problem Resulullah’ın (sav) Kur’an’da yer almayan uygulamalarının bir kısmını vahiy, bir kısmını beşeri olarak değerlendiren anlayışta. Bu anlayış, Kuranda ayrıntısı zikredilmeyen ama Müslümanların yapmakla yükümlü oldukları görevlerinin ayrıntılarının peygambere bir nevi vahiy ile bildirildiği yönünde. Ta başta zikrettiğim koruma altında olmadığı için beşer elinin karışabildiği gayri metluv vahiy aracılığıyla oluşturulduğu zannedilen bu yapıp etmelerin –içinde farklı uygulamaları barındıran- hangisinin daha sahih olduğunu bulup çıkartmak herhalde bazı hadis alimlerinin veya mezhep imamlarının eline bırakılmamıştır.

Diyelim ki namazın kılınış biçimini Şafiye göre mi, yoksa Hanefiye göre mi belirliyeceğiz.

Bu konuda muhayyer olacaksak o zaman vahyin ne önemi kalır. Maazallah terk etmiş olma riski ile hesaba çekilmemiz söz konusu.

Öte yandan sadece Kuran baz alınarak yapa geldiğimiz tüm davranışların ayrıntılandırılması ise zor görünüyor.

Namazın rekatlarından tutun da vakitlerine varıncaya kadar var olan uygulana gelen ayrıntılar. Kaç kez rüku kaç kez secde edeceğiz. Hangi rekatta kalkıp hangisinde oturacağız. Niye sabah iki de akşam üç gibi sorular, ister istemez Kur’an’ın dışında bir vahiy olgusunu kabul etmeye zorlamıştır insanları. Bu nedenle Kur’an dışı bir vahiy kabulü ve bu kabul baştaki korunmuş ve beşer müdahalesinin asla olmadığı bir dine mensubiyeti zedeler. O zaman meseleyi Kuran merkezli çözmek zorunda Müslümanlar. Allah, Resulüne vahyettiği ayetler ile hem Resulün şahsını, hem de etrafında bulunan insanları değiştirmeye, onlara tevhidi bir format kazandırmaya çalışıyordu. Bu formasyon Kuran’ın dışında başka bir veriyle asla gerçekleşmiyordu. Peki öyleyse en azından şu namaz meselesini nasıl izah edeceğiz.

Namaz Kuran’ın da belirttiği gibi ta İbrahim döneminden beri icra edilen, Allah’a yönelişin sembolü haline gelmiş bir ibadettir. Bu ibadet tıpkı günümüzde kendisine şirk bulaşmış bir sürü insanın yapa geldiği gibi o zaman diliminde de toplumun tamamı tarafından icra edilmese de yapıla gelen bir ibadetti. Kuran bu ibadeti hac ibadetini şeklen koruduğu gibi korumuş, küçük rötuşlarla tevhidi bir ibadet haline yani ilk İbrahim dönemindeki haline getirmiştir. Kuran okumayı (kıratı) merkezine almış, var olan rüku ve secdeyi ayniyle hatta vakit ve rekatlarını da korumuştur. Tüm bu olup bitenlerde Resulullah’ın (sav) inisiyatifini de göz ardı etmememiz gerekir. Öyle ki Resulullah da zaman zaman bu ibadeti daha disiplinli bir hale koymak için gerekli müdahalelerde bulunmuş, ve bu Rabbimizin müdahalesi olmadığı sürece müminleri hem o zaman diliminde hem de bu dönemde bağlayıcı kılmıştır. Yaşayan sünnet ....

Romayı yeniden keşfetmek yerine Kuran’la çeliştiğine inandığımız yerleri tasfiye ederek, bu ibadeti yine olduğu gibi korumak, bu ibadetin açılımı dolayısıyla Kuran dışı bir vahyi kabul ederek, beşer müdahalesini meşru saymaktan daha sağlıklı bir yöntem olsa gerektir. Asıl olan namaz da değişmeyen ve ortak olan ritüelleri bulup ümmet arasında vahdeti sağlayarak, bir tevhid eylemi olarak namazı yeniden inşa etmektir.

 

İbrahim Gülter

İzmir

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-01-01 12:45:13 - KUR'AN DIŞI OLUŞUMLARIN NETİCELERİ

Yazan Fereç Hüdür

KUR'AN DIŞI OLUŞUMLARIN NETİCELERİ

İslam Dininde Tebliği ve İrşat Görevi: Bilindiği gibi, İslam dinine göre peygamberlerin ana görevi, Allah'tan almış oldukları dini vahiy bilgilerini insanlara tebliğ etmektir, Kur'an öğretisine göre peygamberimiz Allah'ın resulü ve son nebisidir, kıyamete kadar kendisinden sonra nebi gelmeyeceğine göre, tebliğ görevini kim veya kimler neye göre yüklenip yürütecektir. Bu sorunun cevabı, İslam dinine göre, insanların hem dünyada hem de ahirette tek kurtuluş umudu olan Kur’an'ın tebliğinde temel esastır. Peygamberimizin vefatından sonra kıyamete kadar, hiçbir insanının diğer insanlardan ayrıcalıklı dini payesi olamaz, aksini iddia etmek direkt veya dolaylı olarak peygamberlik iddia etmekten başka bir şey değildir. Böyle bir şey iddia etmek ise bu husustaki Kuran öğretisini reddetmek suretiyle küfre düşmenin ta kendisidir.
Kuran öğretisi hiç bir şahsın veya zümrenin tekelinde olamaz, Kuran öğretisine karşı kendilerini anahtar yapanlar veya tekellerine almak isteyen kimseler insanların serbestçe Kuran bilgisine ulaşmasını engellemek isteyen kimselerdirler. Kuran hür bir kitaptır, kendisine her ne şekilde olursa olsun anahtar iddia etmek onun hürriyetini bağlamaktır, böyle bir iddiayı ise ancak, Allah ve Kuran düşmanları yaparlar. Peygamberimizden Kuran bilgisine ulaşmada bütün insanlar bir birlerinden ayrıcalıklı olmaksızın eşit imkana sahiptirler, onun bilgisinden yoksun olanlar onu reddedip ona karşı cephe almış olanlardır, aksi takdirde her insanın diğer insanlara eşit olarak Kuran bilgisine erişme imkanı vardır, kim bu imkanı daha iyi kullanırsa daha fazla Kuran bilgisi elde eder. Bu bilgiye ulaşan ve iman eden her kim olursa olsun kendi başına dini paye iddia etmeden sade bir Müslüman veya Mümin olarak, insanlara tebliğ ve irşat etme imkanına sahip olduğu gibi bu aynı zamanda onun görevidir.

Zamanımızda, dünyada kendisine Müslüman diyen ve kendilerine ait elli kadar devletleri bulunan bir milyardan fazla insan bulunmaktadır. İsmen kendilerini Müslüman olarak tarif etmelerine ve dini kitaplarının Kuran olduğunu söylemelerine rağmen, aralarında inanç yönünden büyük farklılıklar ve derin ayrılıklar mevcuttur. Bu ayrılıkları nedeniyle çeşitli mezheplere ve fırkalara bölünmüşlerdir. Bölünmüş olan bu gruplardan her birisi kendi mezhebine dayalı olarak bağlısı olmadığı diğer fırka veya mezhep bağlılarını dini açıdan yalanlayıp, hatta tekfir etmektedir. Bu durum günümüzde de öyle olduğu gibi, asırlardan beri süregelen bir olaydır. Olay bununla da bitmemektedir, aynı fırka veya mezhebi benimsediğini söyleyen herhangi iki şahıs bir araya geldiğinde, inanç yönünden bir birlerinden farklılıklar gösterip, tartışma içerisine girerek birbirlerini tekfir edebilmektedirler. Ve dini tartışma içerisine girip ayrılığa düşen şahısların halktan kimseler olması veya fırka ve mezheplerin dini temsilcileri olması durumu değiştirmemektedir. Ve hatta bunlardan herhangi tek bir şahıs dahi kendi nefsinde çelişkili olup, dinle ilgili olarak sabah söylediğine akşam, akşam söylediğine sabahleyin aykırı sözler söyleyip kendi kendisiyle çelişkiye düşebilmektedir.
Bu gibi hususlar normal olmayan ilginç durumlar olduğu gibi, muhakkak bir nedeni olmalıydı .İşte bu nedene baktığımızda bu nedenin, Kûran öğretisini engellemek için insanlar tarafından üretilmiş çeşitli anahtar iddialarıyla karşılaşırız, bu anahtar, peygamber adına üretilmiş yalan rivayetler olabildiği gibi, kendilerine diğer insanlardan farklı olarak dini payeler biçen ve dolaylı olarak peygamberlik iddia eden, şahıs veya şahısların sözleri olduğunu görürüz. Bütün bu olgular neticesinde, İslam dinini, Kuran'a uygun şekilde, öğrenip öğretmek bir tarafa büyük bir dini kargaşanın doğmasına neden oldular, yaptıkları ise çok basitti, Allah'ın korumasıyla Kuran'ın içeriğini değiştirme imkanına sahip olamayan, Kur’an karşıtları, ürettikleri vasıtalarla Kuran'ın etrafına duvar örüp kuşattılar ve ürettikleri bu duvarı Kûran'dan üstün tutarak kişisel dünyevi menfaat sağlamaya giriştiler, böylece dünyaları için ahiretlerini satmış oldular. Kuran'ın İslam dini öğretisine rıza göstermeyen bu kimselerin, Kuran karşıtı alternatiflerini ve ürettikleri neticeleri kısaca şu şekilde sıralıya biliriz:

Bu durumlar neticesinde ortaya şöylece bir olay çıktı :

1- Seçilmiş Devlet Başkanı yerine babadan oğula devreden Kraliyet.
2- Kuran yerine, rivayetler, keyfi şahıs sözleri, felsefi görüşler ve tağuti uygulamalar.
3- İslâm birliği yerine, mezhepler ve fırkalar.
4- Mescit yerine, tekke ve zaviyeler.
5- Açık Kuran öğretisi yerine, batini öğreti.
6- İslâm ümmetçiliği yerine ırkçılık.
7- Takva ile üstünlük yerine, soy sop üstünlüğü.
8- Namaz yerine, sema, raks ve çalgı aletleri.
9- Kabe yerine, türbelerin tavaf edilmesi.
10- Allah a iman ve Allah ın birliği yerine, Kutup, Gavs, kırklar, Yediler, Evtad v.s. Telakki edilen kimseler.
11- Zekat ve Sadakalar yerine, Sofistlere vakıf tahsisi ve mali destek.
12- Helal ticari kazanç yerine, faizcilik ve karaborsacılık.
13- Aktif, adaletli ve çalışkan toplum yerine, hak gözetmeyen pasif ve tembel toplum.
14- Yaratılış ve yaratıklar üzerine açık ve müspet düşünen toplum yerine, düşünceden kaçan, akletmeyen, boş hayaller kuran fertler toplumu.
15- Meşru müdafaa üzerine kurulu, af ve barışa teşvik eden İslam cihadı yerine, haksız saldırılar ve çapulculuk.
16- Allah’ın korumasını isteme yerine nazarlıklar, muskalar, kullar v.s. den medet ve koruma ummak.
17- Allah’a istiane yerine, kullara istiane.
18- Peygamber yerine, Rivayet imamları, Mehdi iddiaları, şu kadar surede şu şahıs geldi veya İsa Peygamber gelecek v.s. gibisinden, insanların kurtuluş için Kuran'a umut besleme morallerini kırma amaçlı iddialar.
19- Allah’ın tevhidi; birliği yerine, kulların ilahlık iddiaları.
20- Aklı önemseme ve kullanma yerine, aklı küçümseme ve ret etme.
21- Gayba iman yerine, gayb konusunda keyfi iddialar ve falcılık.
22- Açık ve adil İlahi adalet yerine, zorbaların ve diktatör yöneticilerin tağuti ve keyfi kararları.

Bu gibi kimselerden uzak durulması gerektiği hususunda Kuran'dan mealen:

- Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir. 6/159

- Yalnız O'na yönelin ve O'ndan korkun; namazı kılın ve (Allah'a) ortak koşanlardan olmayın 30/31

- (O ortak koşanlardan olmayın ki onlar), dinlerini parçaladılar ve bölük bölük oldular. Her hizip (parti) kendi yanındakiyle sevin(ip övün)mektedir. 30/32

- Kâfirlere boyun eğme ve bununla (bu Kûran ile) onlara karşı büyük cihad et 25/52

DURUM BÖYLE OLUNCA İSLÂM DİNİNDE TEBLİĞ VE İRŞAT GÖREVİ KİMLER TARAFINDAN VE NASIL YAPILA BİLİR :

İslam dininde Tek Kaynak ve Tek Rehber Kuran'dır, dolayısıyla Kûran'a inanan ve İslam dini adına öğretide bulunanların yaptıkları her öğreti için dayanak olarak Kuran'dan ayet göstermeleri, öğrenenlerinde kendilerine yapılan öğreti ile ilgili olarak ayet delili istemeleri şarttır. Bu sağlanırsa gerek fert bazında gerekse, birden fazla kişi bazında tebliğ ve irşat yapılabilir.

Kişi bazında tebliğ ve irşat yapılabileceğiyle ilgili olarak Kuran'dan mealen:

- (İnsanları) Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve "Ben Müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kim olabilir? 41/33

- (Lokman oğluna öğüt verip der ki) "Yavrum namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçir ve başına gelene sabret. Çünkü bunlar (Allah'ın yapmanı emrettiği) kesin işlerdendir." 31/17

Ümmet bazında da tebliğ ve irşat yapılabileceğiyle ilgili olarak, Kûran'dan mealen :

- Yarattıklarımızdan (öyle) bir ümmet var ki Hakka iletirler ve hak ile adalet yaparlar. 7/181

- İçinizden hayra hayra çağıran, iyiliği buyurup kötülükten men eden bir ümmet olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir. 3/104

Devlet bazında tebliğ ve irşat yapılabileceğiyle ilgili olarak Kûran'dan mealen:

- Onlar (o kimselerdir) ki kendilerine yer yüzünde iktidar verdiğimiz takdirde namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırlar. Bütün işlerin sonu Allah'a âittir. 22/41

Tebliğ ve irşat yapan kimselerin kendi nefislerini de unutmamaları gerektiği hususunda Kuran'dan mealen :

- Siz Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz? 2/44

Bu konuda Kuran'dan daha birçok örnek vermek mümkündür, fakat verdiğim örneklerden de, İslam dininde tebliğ ve irşat konusunda araçtan çok amacın esas olduğu, amacın gerçekleşmesi için meşru her imkanın kullanılabileceğini görmek mümkündür.

Tebliğ ve irşat görevinde Kaynak ve Rehber Kuran'dır

- Gerçekten bu Kûran en doğru yola iletir ve iyi işler yapan müminlere, kendileri için büyük bir ecir olduğunu müjdeler. 17/9

- Dedi ki: Bana vahy olundu: Şüphe yok ki, cinlerden bir topluluk dinlemiş te demişler ki; Muhakkak biz, bir acîb (hârikûlâde) -eşsiz- bir Kur'an işittik. 72/1

- Doğru yola rehberlik ediyor, artık biz ona îman ettik ve Rabbimize hiç bir kimseyi ortak tutmayacağız. 72/2

İslam Dininde Vahdetin sağlana bilmesi için olmazsa olmaz tek şart Dinde Kur’an’ı Tek Kaynak ve Tek Rehber almak suretiyle Kur’an İslam’ında inanç birliği sağlamaktır. En başta mezhepler olmak üzere Kuran dışı diğer bütün olgular İslam Dininde Vahdetin sağlanması önündeki en önemli engel ve tuzaklardır.
Kuran öğretisine alternatif üretenler, Kuran’ı sıradan bir kitap sandılar, gerçek şu ki Kuran söz konusu olunca Onlar neyle karşı karşıya olduklarını bilemediler, Onun nuruna göz yummakla hem Dünyalarını Hem de Ahiretlerin kararttılar.

Fereç HÜDÜR

Sitelerim: Görüş ve İddialar geçerli belgelere dayanıyorsa önemlidirler, sözlerimin doğruluğu ve önemi aşağıdaki sitelerim incelediğinde belge bazında somut olarak görmek mümkündür,

www.kuran-tekrehber.com
www.kuran-tekkaynak.com
İletişim
ferechudur@kuran-tekkaynak.com

Bağlantı

2007-09-27 11:29:20 - kuran

Yazan isimsiz
www.kurandinle.org
Kuran Dinle,Kuran-i Kerim,Görüntülü Kuran,kuran i kerim,abdussamed kuran
Görüntülü ve sesli kuran dinlemek için
www.kurandinle.org
kuran i kerim,abdussamed görüntülü kuran i kerim dinle,Kabe imamlarından kuran hatmi,kuran download,abdussamed kuran i kerim,Kabe imamlarından görüntülü kuran i kerim mp3
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Her birimiz bir kelebeğiz aslında... Ne kadar kaldınız sorusuna, Bir kelebek kadar bile diyemiyeceğiz...

Son Yazılar

Kur'an'ın Gölgesinde.../Seyyid Kutub
HZ. PEYGAMBER’İN ÜMMETİNE BIRAKTIĞI REHBER NE İDİ?
Kur'ân ve Sünnet Üzerine
SREBRENİTSA'yı unutmadık...
Kınasın Dünya...

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım

Dost Siteler

Fikir&Yorum
İktibas Dergisi
Haksöz Dergisi
İktibas Forum
Fecr'in Bloğu
Öze Dönüş
Tevhide Doğru

Diğer Sayfalarım

YouTube
MuslimSpace
LiveSpace
WordPress

Kategoriler

Sohbet Kutusu


NeoCounter

   

Arkadaşlarım

rumuzsehadet
medreseizehra
dernekli
tevhidgenc
birlahza
ruman
ahmet oğuzcan
delaledilemin
yozgatnur66
elfckmk
mnelam
metinol
yeniirmak
mevlana1
receppiskin
dilsizmutercim
bennur76
tefani
tillsim
otoelektrik
ebuzerasrisaadet
kardelensiz
chamdali
kadifece
kalpsevmektenyorulmaz
hayatdenilen
hakikatburada
rufeydem

Videolar

Ezgiler

Kitaro-Koi.mp3

Ziyaretçi Sayısı

Ayın Kitabı

Yoldaki İşaretler

Geocounter

Kitap Dünyası

Elkitap.com

Avrupa Birliği, Türkiye Ve İslam

Yeni Soğuk Savaş

Yavuz Bıyıklılardan Bıyıksızlara

Tarih Tasarımı

Modernleşme: Başkaldırı Ve Değişim

Yakaza

İslam Deklarasyonu

Hayata Armağan Öyküler

Düşünen Öyküler

Anne Baba Çocuk Öyküleri

Gökkuşağı Öyküleri

Bilgelik Öyküleri

Sevgi Ve Şefkat Öyküleri

Rahmet Öyküleri

Gülümseyen Öyküler

Başarı Öyküleri

İlham Öyküleri

Mutluluk Öyküleri